İşteBuDoktor Logo İndir

Tükenmişlik Sendromu Meslek Hastalığı Olarak Kabul Edilir Mi? Yargı Kararları

Tükenmişlik Sendromu Meslek Hastalığı Olarak Kabul Edilir Mi? Yargı Kararları

Modern iş yaşamının getirdiği yoğun tempo, yüksek beklentiler ve stres faktörleri, bireylerin ruhsal ve fiziksel sağlığını derinden etkileyebiliyor. Bu etkilerin başında gelen durumlardan biri de tükenmişlik sendromu (burnout). Peki, bu sendrom hukuken meslek hastalığı olarak kabul edilir mi? Özellikle iş hukuku alanında, yargının bu konudaki yaklaşımı ve emsal kararlar nelerdir? Bu makalemizde, tükenmişlik sendromunun meslek hastalığı olarak değerlendirilip değerlendirilmediğini, hukuki çerçevesini ve yargı kararlarının ışığında detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Amacımız, hem çalışanların hem de işverenlerin bu önemli konuda bilinçlenmesini sağlamaktır.

Tükenmişlik Sendromu Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Tükenmişlik sendromu, genellikle yüksek stresli ve yoğun iş ortamlarında uzun süre çalışan bireylerde görülen, fiziksel, zihinsel ve duygusal bitkinlik durumudur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2019 yılında, özellikle mesleki bağlamdaki kronikleşmiş stresin bir sonucu olarak kabul edilmiştir. Wikipedia'ya göre tükenmişlik sendromu, bireyin işine karşı olumsuz bir tutum geliştirmesi, enerji kaybı, motivasyon eksikliği ve performans düşüşü gibi belirtilerle kendini gösterir.

Sendromun Psikolojik ve Fiziksel Etkileri

Psikolojik olarak, kişilerde kronik yorgunluk, umutsuzluk, sinirlilik, konsantrasyon güçlüğü ve anksiyete gibi semptomlar gözlemlenirken; fiziksel olarak baş ağrısı, sindirim sorunları, kas ağrıları ve uyku bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu durum, bireyin hem özel hayatını hem de profesyonel yaşamını olumsuz etkileyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Mesleki Ortamla İlişkisi

Tükenmişliğin temelinde yatan en önemli faktörlerden biri, iş yükü, rol belirsizliği, yetersiz destek, adil olmayan muamele ve değer kaybı gibi mesleki stres faktörleridir. Bu nedenle, sendromun iş ortamından kaynaklandığına dair güçlü bir ilişki bulunmaktadır.

Meslek Hastalığı Kavramı ve Hukuki Çerçevesi

Türk sosyal güvenlik sisteminde meslek hastalığı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 14. maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre; “Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir etki sonucunda veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri” meslek hastalığı olarak kabul edilir. Bu tanım, bir hastalığın meslek hastalığı sayılması için üç temel unsuru şart koşar: Hastalığın mesleki risklere bağlı olarak gelişmesi, tekrarlanan bir etki veya işin yürütüm şartlarından kaynaklanması ve sonuç olarak geçici/sürekli hastalık veya engelliliğe yol açması.

Tükenmişlik Sendromunun Bu Tanıma Uygunluğu

Tükenmişlik sendromunun meslek hastalığı olarak kabul edilip edilmemesi tartışmaları, genellikle bu kanuni tanım etrafında yoğunlaşır. Sendromun doğrudan bir kimyasal veya fiziksel etkenle değil, daha çok psikososyal faktörlerle ilişkili olması, bazı durumlarda değerlendirme sürecini karmaşıklaştırır. Ancak Yargıtay'ın son dönem kararları, psikososyal risk faktörlerinin de meslek hastalığına yol açabileceği yönünde bir eğilim sergilemektedir.

Tükenmişlik Sendromunun Meslek Hastalığı Olarak Kabul Edilme Şartları

Bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilebilmesi için belirlenmiş kriterler bulunur. Tükenmişlik sendromu özelinde bu kriterlerin nasıl yorumlandığı ise Yargıtay kararlarıyla şekillenmektedir.

Yargıtay'ın Yaklaşımı ve Değerlendirme Kriterleri

Yargıtay, tükenmişlik sendromunun meslek hastalığı olarak kabul edilebilmesi için hastalığın sigortalının çalıştığı işin niteliğinden veya işin yürütüm şartlarından kaynaklandığının bilimsel ve tıbbi delillerle ortaya konulmasını şart koşmaktadır. Bu, sadece genel bir stres veya yorgunluk halinin değil, doğrudan mesleki faaliyetlerle ilişkilendirilebilecek spesifik bir durumun varlığını gerektirir. Hukuki kaynaklarda yer alan analizlere göre, özellikle ruhsal kaynaklı meslek hastalıklarında, işyeri ortamının sebep-sonuç ilişkisi açısından detaylıca incelenmesi büyük önem taşır.

İş Göremezlik Raporları ve Hekim Görüşleri

Tükenmişlik sendromunun meslek hastalığı olarak tespiti sürecinde, uzman hekim raporları ve iş göremezlik belgeleri kritik rol oynar. Hastalığın teşhisi, belirtilerin şiddeti ve iş göremezlik oranının belirlenmesi yetkili sağlık kuruluşları tarafından yapılmalıdır. Mahkemeler, bu raporları ve iş güvenliği uzmanlarının görüşlerini titizlikle değerlendirerek karar verir.

İş Ortamı ve Neden-Sonuç İlişkisi Kanıtı

En zorlayıcı kısım, sendromun doğrudan iş ortamından kaynaklandığını kanıtlamaktır. Sigortalı, iş ortamındaki stres faktörlerini, yoğun iş yükünü, mobbing veya ayrımcılık gibi durumları somut delillerle ortaya koymalı; hastalığın kişisel faktörlerden değil, mesleki koşullardan kaynaklandığını ispatlamalıdır.

Yargı Kararlarında Tükenmişlik Sendromu

Türkiye'de tükenmişlik sendromunun meslek hastalığı olarak kabul edilmesi yönünde Yargıtay'ın çeşitli dairelerinden verilmiş emsal kararlar bulunmaktadır. Bu kararlar, sendromun iş yükü, uzun çalışma saatleri, mobbing gibi faktörlerle doğrudan ilişkili olduğu durumlarda, iş göremezliğe yol açması halinde meslek hastalığı olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.

Emsal Yargıtay Kararları ve Örnek Vakalar

Örneğin, öğretmenlik, sağlık sektörü, bankacılık gibi stresin yoğun olduğu meslek gruplarında çalışanların başvurduğu davalar sonucunda, Yargıtay; işyerindeki psikososyal risk faktörlerinin, çalışanın sağlığında meydana gelen bozukluğun tek veya baskın nedeni olduğunun tıbben ve hukuken sabit olması durumunda tükenmişlik sendromunu meslek hastalığı kapsamında değerlendirmiştir. Bu kararlar, işyerindeki baskı, taciz, ağır sorumluluklar ve yoğun çalışma temposunun tükenmişliğe yol açtığı hallerde işverenin sorumluluğuna işaret etmektedir.

Sendromun İş Kazası veya Meslek Hastalığı Olarak Değerlendirilmesi

Bazı durumlarda, tükenmişlik sendromu aniden ortaya çıkan ve travmatik bir olayla tetiklenen bir süreçse iş kazası kapsamında da değerlendirilebilir. Ancak genel eğilim, kronikleşmiş bir durum olması nedeniyle meslek hastalığı olarak ele alınmasıdır. Yargıtay, her olayın kendi somut koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

İşveren ve İşçi Açısından Hukuki Sonuçlar

Tükenmişlik sendromunun meslek hastalığı olarak kabul edilmesi hem işverenler hem de işçiler açısından önemli hukuki sonuçlar doğurur.

İşverenin Sorumlulukları

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenler, çalışanlarının sağlığını korumak ve iş güvenliğini sağlamakla yükümlüdürler. Tükenmişlik sendromunun meslek hastalığı olarak tespiti halinde, işverenin tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. Bu, maddi ve manevi tazminat taleplerini içerebilir. Ayrıca, işverenlerin işyerindeki psikososyal riskleri değerlendirme ve önleyici tedbirler alma yükümlülükleri daha da belirginleşir.

İşçinin Hakları ve Tazminat Talepleri

Meslek hastalığına yakalanan işçiler, sigorta yardımlarından (geçici veya sürekli iş göremezlik ödeneği gibi) faydalanma hakkına sahip olurlar. Ayrıca, hastalığın mesleki kaynaklı olduğunun ispatlanması halinde, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları doğar. Bu süreçte, işçinin tıbbi kayıtlarını ve işyerindeki olumsuz koşullara dair kanıtları titizlikle toplaması büyük önem taşır.

Sonuç

Tükenmişlik sendromu, modern iş hayatının önemli bir gerçeği olup, Yargıtay kararlarıyla birlikte meslek hastalığı olarak kabul edilme eğilimi güçlenmektedir. Bu durum, çalışanların haklarını korumak ve işverenleri iş sağlığı ve güvenliği konusunda daha fazla sorumluluk almaya teşvik etmek adına önemli bir gelişmedir. Sendromun meslek hastalığı olarak tespiti için tıbbi raporların ve iş ortamı ile hastalık arasındaki sebep-sonuç ilişkisinin somut delillerle ortaya konulması büyük önem taşımaktadır. Her olay kendi özelinde değerlendirilse de, Yargıtay'ın bu konudaki tutumu, psikososyal risk faktörlerinin göz ardı edilemeyeceğini ve işverenin sorumluluklarının sadece fiziksel tehlikelerle sınırlı olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle, hem çalışanların hem de işverenlerin bu konuda bilinçli olması ve gerekli önlemleri alması büyük önem taşımaktadır.

Son güncelleme:
Paylaş:

Kanser İçerikleri