İşteBuDoktor İndir

Zatürre, tıbbi terimle pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması olarak tanımlanır ve çoğunlukla bakteriler gibi mikroorganizmalardan kaynaklanır. Bu hastalık, dünya genelinde ve ülkemizde en yaygın ve en fazla ölüme yol açan hastalıklardan biridir; Türkiye'de beşinci sırada yer alır. Özellikle bebekler, çocuklar, yaşlılar ve başka sağlık sorunları olan bireyler için zatürre daha tehlikeli hale gelebilir.

Her yıl dünya çapında 5 yaş altındaki 10 ile 12 milyon çocuk zatürre nedeniyle hayatını kaybetmektedir; bu ölümlerin %90'ı gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Türkiye’de 1-12 aylık bebek ölümlerinin %48’i zatürreden kaynaklanmaktadır. 1-4 yaş grubunda bu oran %42'ye çıkar. Erken teşhis ve tedavi, bu ölümleri önlemede kritik öneme sahiptir.

Bazı zatürre türleri, hasta bireylerden sağlıklı bireylere doğrudan bulaşma riski taşırken, çoğu durumda hastanın kendi ağız, boğaz veya sindirim sistemindeki mikropların akciğerlere ulaşmasıyla oluşur. Normalde hastalık yapmayan bu mikroplar, vücut direnci düşük olan kişilerde zatürreye yol açar. Zatürrenin gelişiminde bulaşmadan çok, vücut direncini zayıflatan risk faktörleri etkili olur. Grip ve benzeri viral enfeksiyonlar, zatürreye zemin hazırlayan son derece bulaşıcı hastalıklardır. Bu virüsler hapşırık ve öksürükle yayılabileceği gibi, ağız ve burun salgıları ya da ortak eşyalar aracılığıyla da bulaşabilirler.

Zatürre gelişimini kolaylaştıran pek çok risk faktörü bulunmaktadır. Bu risklerden korunmak mümkündür. Erişkinlerde; ileri yaş, kronik hastalıklar (KOAH, bronşektazi, akciğer kanseri, kalp hastalıkları, böbrek ve karaciğer rahatsızlıkları, şeker hastalığı gibi) ve sigara kullanımı önemli etkenlerdir. Çocuklarda ise; 2 yaş altında olmak, düşük doğum ağırlığı, erken doğum, yeterli beslenmeme, D vitamini eksikliği gibi faktörler öne çıkar.

Zatürre belirtileri genellikle üşüme-titreme, yüksek ateş (39-40°C), öksürük ve iltihaplı balgam çıkarma ile belirginleşir. Atipik formlarda ise belirtiler daha sinsi bir şekilde ortaya çıkabilir. Çocuklarda zatürre belirtileri yaşa ve etken mikroba bağlı olarak değişir; bazen sadece hızlı solunum gibi tek bir belirti görülebilir.

Hastanın şikayetleri zatürreyle uyumluysa, yapılan muayene ve akciğer röntgeniyle tanı konulabilir. Bazı durumlarda kan ve balgam testleri de yapılabilir.

Zatürre çoğunlukla evde tedavi edilebilir, ancak ağır vakalarda hastaneye yatış gereklidir. Erken tedavi, genellikle olumlu sonuçlar doğurur; ancak geç kalındığında ölüm riski artar.

Zatürreden korunmak için olumsuz faktörlerin ortadan kaldırılması gerekir. Kronik hastalıkların düzenli takibi, sağlıklı beslenme, hijyen ve alkol-tütün kullanımı gibi risklerin kontrolü bu konuda önemlidir. Yüksek risk grubundakilere yönelik aşılamalar da korunma stratejileri arasında yer alır.

Yeterli beslenmeme, çocuklarda zatürre gelişimini artıran en önemli faktördür. Anne sütü, bebeklerin bağışıklık sistemini güçlendirir, bu yüzden yeterli alımının teşvik edilmesi gereklidir. Çocukların sigara dumanına maruziyeti de zatürre sıklığını artırmaktadır; bu durum engellenmelidir.

Ülkemizde aşılanma oranları düşük olup, kızamık, boğmaca ve tüberküloz gibi hastalıklara karşı aşılar zatürre sıklığını azaltabilir. Ayrıca, H. influenzae tip b aşısının rutin aşı programına dahil edilmesi de önem taşımaktadır.