İşteBuDoktor Logo İndir

Tekrarlayan Diz Kapağı Çıkığı: Risk Faktörleri ve Önleyici Cerrahi Seçenekler

Tekrarlayan Diz Kapağı Çıkığı: Risk Faktörleri ve Önleyici Cerrahi Seçenekler

Diz kapağı, yani patella, diz ekleminin önemli bir parçasıdır ve bacağın doğru bir şekilde hareket etmesini sağlar. Ancak bazı durumlarda, diz kapağı yuvasından çıkarak acı verici ve işlev kısıtlayıcı bir duruma yol açabilir. Özellikle tekrarlayan diz kapağı çıkığı, bireylerin günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen, sıkça karşılaşılan bir ortopedik problemidir. Bu durumun altında yatan risk faktörlerini anlamak ve gelecekteki çıkıkları engellemek için mevcut önleyici cerrahi seçenekler hakkında bilgi sahibi olmak büyük önem taşır. Bu makalemizde, tekrarlayan diz kapağı çıkığının nedenlerini, tanı yöntemlerini ve kalıcı çözümler sunan cerrahi yaklaşımları detaylı bir şekilde ele alacağız.

Tekrarlayan Diz Kapağı Çıkığı Nedir?

Diz kapağının uyluk kemiğinin (femur) alt ucundaki troklear oluk adı verilen yivli yapıdan tamamen ayrılmasına diz kapağı çıkığı (patella dislokasyonu) denir. Tekrarlayan diz kapağı çıkığı ise, bu durumun bir kereden fazla yaşanması halidir. Genellikle ilk çıkık şiddetli bir travma (düşme, spor yaralanması vb.) sonucunda meydana gelirken, sonraki çıkıklar çok daha hafif hareketlerle hatta kendiliğinden bile oluşabilir. Bu tekrarlar, diz ekleminin stabilitesini bozan yapısal sorunların varlığına işaret eder. Detaylı bilgi için Wikipedia'daki Patella Çıkığı sayfasını inceleyebilirsiniz.

Tekrarlayan Diz Kapağı Çıkığının Risk Faktörleri

Diz kapağının tekrar tekrar çıkmasına zemin hazırlayan çeşitli risk faktörleri bulunmaktadır. Bu faktörler genellikle anatomik, travmatik veya kas-iskelet sistemiyle ilgili olabilir.

Anatomik Eğilimler

  • Sığ Troklear Oluk (Troklear Displazi): Uyluk kemiğinin diz kapağının oturduğu oluğun doğuştan sığ veya düz olması, diz kapağının kolayca kaymasına neden olabilir. Bu, en önemli risk faktörlerinden biridir.
  • Yüksek Diz Kapağı (Patella Alta): Diz kapağının normalden daha yukarıda konumlanması, troklear olukla olan temasını azaltır ve stabiliteyi olumsuz etkiler.
  • Geniş Q Açısı: Kalçadan dize inen kasların çekme hattı ile diz kapağından kaval kemiğine inen bağın hattı arasındaki açıya Q açısı denir. Bu açının normalden geniş olması (özellikle kadınlarda daha sık görülür), diz kapağını dışa doğru itme eğilimini artırır.

Travmatik Olaylar ve Önceki Yaralanmalar

  • İlk diz kapağı çıkığının kendisi, dizin bağ dokularında hasara yol açarak sonraki çıkık riskini artırır. Medial patellofemoral ligaman (MPFL) gibi önemli stabilizatörlerin yırtılması, diz kapağının içeride tutulmasında kritik bir rol oynar.
  • Futbol, basketbol gibi ani yön değiştirme ve zıplama içeren sporlar, dize aşırı yük bindirerek çıkık riskini yükseltir.

Kas Dengesizlikleri ve Bağ Gevşekliği

  • Diz çevresindeki kasların (özellikle uyluk ön kasları olan kuadriseps) zayıflığı veya dengesiz çalışması, diz kapağının doğru hizada kalmasını zorlaştırır.
  • Bazı kişilerde doğuştan gelen genel bağ gevşekliği (hipermobilite sendromu), diz kapağının daha kolay yerinden çıkmasına neden olabilir.

Genetik Yatkınlık

Ailesinde tekrarlayan diz kapağı çıkığı öyküsü olan bireylerde bu durumun görülme olasılığı daha yüksek olabilir.

Tanı ve Değerlendirme Süreci

Tekrarlayan diz kapağı çıkığı tanısı, detaylı bir fizik muayene ve görüntüleme yöntemleriyle konulur. Ortopedi uzmanı, hastanın şikayetlerini dinler, dizin hareket açıklığını, stabilitesini ve kas gücünü değerlendirir.

  • Röntgen: Diz kapağının konumunu ve kemik yapılarındaki anormallikleri (patella alta, troklear displazi) gösterir.
  • Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR): Diz kapağını yerinde tutan bağlar (özellikle MPFL), kıkırdak ve diğer yumuşak dokulardaki hasarı detaylı bir şekilde görüntüler. Bu, cerrahi planlama için kritik öneme sahiptir.

Tekrarlayan Diz Kapağı Çıkığında Önleyici Cerrahi Seçenekler

Cerrahi müdahale, tekrarlayan diz kapağı çıkıklarında, konservatif tedavilerin (fizik tedavi, egzersizler) yetersiz kaldığı veya altta yatan ciddi anatomik sorunların olduğu durumlarda en etkili çözüm olarak öne çıkar. Ameliyatın amacı, diz kapağının stabilitesini artırarak yeni çıkıkların önüne geçmektir. Cerrahi yöntem seçimi, hastanın yaşına, aktivite seviyesine ve özellikle dizdeki anatomik sorunların tipine göre belirlenir.

Medial Patellofemoral Ligament (MPFL) Rekonstrüksiyonu

MPFL, diz kapağının iç tarafında yer alan ve çıkıkların önlenmesinde anahtar rol oynayan bir bağdır. Tekrarlayan çıkıkların büyük çoğunluğunda bu bağın yırtıldığı veya gevşediği görülür. MPFL rekonstrüksiyonu, genellikle hastanın kendi tendonundan (örneğin hamstring tendonu) alınan bir greft ile yırtılan bağın yeniden yapılması işlemidir. Bu ameliyat, diz kapağının içe doğru çekme kuvvetini güçlendirerek stabilitesini artırır. Konuyla ilgili daha fazla bilgiye Ortoklinik'in Diz Kapağı Çıkığı ve MPFL Rekonstrüksiyonu makalesinden ulaşılabilir.

Trokleoplasti (Troklear Oluk Derinleştirme)

Eğer diz kapağının oturduğu troklear oluk doğuştan sığ ise, trokleoplasti ameliyatı ile bu oluk derinleştirilir. Bu sayede diz kapağı için daha belirgin ve güvenli bir "ray" oluşturulur, böylece çıkma eğilimi azaltılır. Bu yöntem genellikle ciddi troklear displazi vakalarında tercih edilir.

Tibial Tüberkül Transferi (Kemik Ameliyatları)

Diz kapağının kaval kemiğine bağlandığı tibial tüberkül adı verilen kemik çıkıntısının pozisyonu, diz kapağının stabilitesini etkileyebilir. Bu çıkıntının cerrahi olarak kesilip farklı bir konuma sabitlenmesiyle (medializasyon veya distalizasyon), diz kapağının çekme hattı düzeltilir ve çıkık riski azaltılır. Bu ameliyatlar genellikle Q açısının geniş olduğu veya patella alta durumlarında uygulanır.

Diz Kapağı Yüksekliğini Düzeltme Ameliyatları

Patella alta (yüksek diz kapağı) durumunda, tibial tüberkülün aşağıya doğru kaydırılması (distalizasyon) ile diz kapağının ideal konumuna getirilmesi amaçlanır. Bu sayede diz kapağı troklear olukla daha iyi temas eder ve stabilite artar.

Cerrahi Karar Verirken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hangi cerrahi yöntemin uygulanacağına karar verilirken, hastanın yaşı, aktivite düzeyi, diz kapağındaki anatomik anormallikler, daha önce geçirilmiş ameliyatlar ve genel sağlık durumu gibi birçok faktör göz önünde bulundurulur. Amaç, hastaya özel en uygun ve kalıcı çözümü sunmaktır.

Cerrahi Sonrası İyileşme ve Rehabilitasyon

Diz kapağı çıkığı ameliyatı sonrası iyileşme süreci, uygulanan cerrahi yönteme ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Genellikle birkaç hafta süren bir immobilizasyon (hareketsizleştirme) dönemi sonrası fizik tedavi ve rehabilitasyon programına başlanır. Bu program, dizin hareket açıklığını geri kazandırmak, kas gücünü artırmak ve eklemi yeniden stabilize etmek için hayati öneme sahiptir. Fizik tedavi uzmanı eşliğinde yapılan egzersizler, hastanın günlük yaşamına ve spor aktivitelerine güvenle dönmesini sağlar.

Sonuç

Tekrarlayan diz kapağı çıkığı, doğru tanı ve tedavi yaklaşımlarıyla yönetilebilen ciddi bir problemdir. Anatomik risk faktörlerinin belirlenmesi ve uygun önleyici cerrahi seçeneklerin (MPFL rekonstrüksiyonu, trokleoplasti, tibial tüberkül transferi gibi) uygulanması, hastaların tekrar eden ağrı ve fonksiyon kaybından kurtulmasını sağlar. Unutulmamalıdır ki, erken teşhis ve deneyimli bir ortopedi uzmanının rehberliğinde kişiye özel bir tedavi planı oluşturmak, uzun vadeli başarı için anahtardır. Sağlıklı ve aktif bir yaşam için diz sağlığımıza özen göstermeli, şikayetlerimizi ertelemeden uzman görüşü almalıyız.

Son güncelleme:
Paylaş:

Kanser İçerikleri