İşteBuDoktor Logo İndir

PFO (Foramen Ovale Açıklığı) Nedir? Belirtileri ve Kapatma Tedavileri

PFO (Foramen Ovale Açıklığı) Nedir? Belirtileri ve Kapatma Tedavileri

Kalpteki minik bir açıklık, yani Foramen Ovale Açıklığı (PFO), birçok kişinin farkında bile olmadan taşıdığı oldukça yaygın bir durumdur. Anne karnındaki yaşamımızın doğal bir parçası olan bu açıklık, doğumdan sonra genellikle kendiliğinden kapanır. Ancak kapanmadığında ortaya çıkan PFO, çoğu zaman hiçbir belirti göstermese de, bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilebilir. Peki, bu küçük açıklık tam olarak nedir, hangi belirtileri gösterir ve gerektiğinde hangi kapatma tedavileri uygulanır? Bu makalede, PFO'yu derinlemesine inceleyerek merak edilen tüm sorulara doğal ve anlaşılır bir dille yanıt vereceğiz.

PFO (Foramen Ovale Açıklığı) Nedir?

PFO, kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında yer alan, oval şekilli, tünel benzeri küçük bir geçittir. Fetüs anne karnındayken akciğerleri henüz işlev görmediği için, kanın akciğerler yerine doğrudan vücuda pompalanmasını sağlayan bu yapı hayati bir rol oynar. Doğumdan hemen sonra, bebek nefes almaya başladığında akciğer basıncı düşer ve bu açıklığın kapakçığı normalde kalıcı olarak kapanır. Ancak her dört yetişkinden birinde bu kapakçık tam olarak kapanmaz ve küçük bir geçiş yolu (PFO) açık kalır. Bu durum, genellikle iyi huylu kabul edilir ve çoğu insan hayatı boyunca hiçbir sorun yaşamaz.

Fetal Dolaşımdaki Rolü ve Doğum Sonrası Kapanması

Anne karnındaki bebeklerin kan dolaşımı, yetişkinlerden farklıdır. Foramen ovale, fetüsün kanının oksijenlenmemiş akciğerlerden geçmesini engelleyerek, oksijenli kanın doğrudan sistemik dolaşıma aktarılmasını sağlar. Doğumla birlikte bebek kendi başına nefes almaya başladığında, akciğerlerdeki kan basıncı önemli ölçüde azalır. Bu basınç değişikliği, foramen ovalenin kapakçığını iterek genellikle kalıcı olarak kapanmasını sağlar. Ancak bazen bu kapanma tam gerçekleşmez ve "patent" (açık) kalır.

PFO Belirtileri ve İlişkili Durumlar

Çoğu PFO vakası asemptomatiktir, yani herhangi bir belirti göstermez. Genellikle başka bir nedenle yapılan görüntüleme testleri sırasında tesadüfen keşfedilir. Ancak bazı durumlarda PFO'nun varlığı, çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilebilir.

Semptomsuz PFO

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, birçok kişi PFO'ya sahip olmasına rağmen yaşamı boyunca hiçbir şikayet yaşamaz. Bu durumda PFO'nun özel bir tedaviye ihtiyacı yoktur ve rutin kontrollerle takip edilebilir.

Baş Ağrısı ve Migren İlişkisi

Son yıllarda yapılan araştırmalar, PFO ile migren, özellikle de auralı migren arasında bir ilişki olabileceğini göstermektedir. Kanın sağdan sola geçişi sırasında, normalde akciğerler tarafından filtrelenecek olan bazı maddelerin (örneğin pıhtılaşma ile ilgili faktörler veya kimyasallar) beyne ulaşarak migren ataklarını tetikleyebileceği düşünülmektedir. Ancak bu ilişki hala araştırma aşamasındadır ve PFO kapatma tedavisinin migren üzerindeki etkisi her hasta için farklılık gösterebilir.

İnme (Felç) Riski ve PFO

PFO'nun en ciddi potansiyel ilişkisi, nedeni açıklanamayan inme (kriptojenik inme) vakalarıyladır. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan küçük bir kan pıhtısı (emboli), normalde toplardamarlar aracılığıyla kalbin sağ tarafına ulaşır ve akciğerlere giderek orada filtrelenir. Ancak PFO varlığında, bu pıhtı sağ kulakçıktan sol kulakçığa geçebilir ve buradan doğrudan beyne ulaşarak inmeye neden olabilir. Özellikle genç hastalarda nedeni bulunamayan inme vakalarında PFO varlığı mutlaka araştırılmalıdır. Türk Kardiyoloji Derneği gibi kurumlar bu konuda önemli bilgilendirme ve kılavuzlar sunmaktadır.

Dalgıç Hastalığı (Dekompression Hastalığı)

PFO, dalgıçlarda dekompresyon hastalığı riskini artırabilir. Derin su altında dalış yapan bir dalgıç su yüzeyine çok hızlı çıktığında, kandaki azot gazı kabarcıkları oluşabilir. Normalde bu kabarcıklar akciğerler tarafından filtrelenir. Ancak PFO varlığında, bu azot kabarcıkları kalbin sağ tarafından sol tarafına geçebilir ve vücudun çeşitli yerlerine, özellikle de beyne veya omuriliğe ulaşarak ciddi sorunlara yol açabilir.

PFO Teşhisi Nasıl Konulur?

PFO'nun teşhisi, genellikle bir kardiyolog tarafından yapılan çeşitli görüntüleme testleriyle konulur. Bu testler, kalbin yapısını ve kan akışını detaylı bir şekilde incelemeye olanak tanır.

Ekokardiyografi (EKO)

Transtorasik Ekokardiyografi (TTE), kalbin ultrasonla incelenmesidir. Göğüs duvarı üzerinden yapılan bu test, kalbin genel yapısı hakkında bilgi verir. Ancak PFO'yu doğrudan gösterme hassasiyeti bazen düşük olabilir.

Transözofageal Ekokardiyografi (TEE)

Yemek borusu yoluyla yapılan ekokardiyografi (TEE), kalbin arkasında olduğu için çok daha net ve detaylı görüntüler sağlar. PFO'nun varlığını ve boyutunu tespit etmede TTE'den çok daha etkilidir.

Kabarcık Testi (Bubble Testi)

Ekokardiyografi ile birlikte yapılan kabarcık testi, PFO teşhisinde altın standart olarak kabul edilir. Bu test sırasında, tuzlu su çözeltisi çalkalanarak küçük kabarcıklar oluşturulur ve damar yoluyla hastaya verilir. Bu kabarcıklar kalbin sağ kulakçığına ulaştığında, normalde akciğerlere gitmelidir. Ancak PFO varlığında, kabarcıkların sol kulakçığa geçişi ekokardiyografi ile gözlemlenir.

PFO Kapatma Tedavileri

Her PFO'nun kapatılması gerekmez. Tedavi kararı, genellikle PFO'nun neden olduğu semptomların şiddetine, ilişkili risklere (özellikle inme öyküsü) ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır. Tedavi seçenekleri arasında ilaç tedavisi ve girişimsel kapatma yöntemleri bulunur.

İlaç Tedavisi (Kan Sulandırıcılar)

Bazı durumlarda, özellikle inme riski yüksek olan hastalarda, kan sulandırıcı ilaçlar (aspirin veya oral antikoagülanlar) pıhtı oluşumunu engelleyerek inme riskini azaltmak için kullanılabilir. Bu tedavi, PFO'yu kapatmaz, ancak pıhtı oluşumunu önleyerek dolaylı olarak koruma sağlar.

Perkütan PFO Kapatma (Kateter Yöntemi)

Bu, PFO'yu kapatmak için en sık kullanılan minimal invaziv yöntemdir. Kasıktaki bir damardan ince bir kateter sokularak kalbe ulaştırılır. Kateter aracılığıyla, PFO'yu tamamen kapatan küçük, şemsiye benzeri bir cihaz yerleştirilir. Bu işlem genellikle lokal anestezi veya hafif sedasyon altında yapılır ve hasta genellikle kısa süre içinde iyileşir.

Cerrahi Kapatma

Cerrahi kapatma, açık kalp ameliyatı gerektirdiği için daha invaziv bir yöntemdir ve günümüzde nadiren tercih edilir. Genellikle başka bir kalp ameliyatı (örneğin, bypass ameliyatı) yapılırken PFO'nun da kapatılması gerektiğinde düşünülür.

Hangi PFO Kapatılmalı? Tedavi Kararı

PFO'nun kapatılıp kapatılmayacağına dair karar, hastanın bireysel durumuna göre verilmelidir. Özellikle nedeni bilinmeyen inme geçirmiş genç hastalarda, tekrarlayan inme riskini azaltmak için PFO kapatılması önerilebilir. Migrenle ilişkili PFO kapatma kararı ise daha tartışmalı olup, hastanın semptomlarına ve diğer tedavi seçeneklerine yanıtına göre değerlendirilir. Her durumda, deneyimli bir kardiyolog ile detaylı bir görüşme ve risk-fayda analizi yapılması esastır.

PFO, kalpteki masum bir açıklık olabileceği gibi, bazı ciddi durumlarla da ilişkilendirilebilen karmaşık bir durumdur. Bu makalede, PFO (Foramen Ovale Açıklığı) nedir, hangi belirtileri gösterebilir ve modern tıbbın sunduğu kapatma tedavileri nelerdir sorularına açıklık getirmeye çalıştık. Eğer PFO tanısı aldıysanız veya PFO ile ilgili endişeleriniz varsa, en doğru bilgi ve size özel tedavi planı için mutlaka bir kardiyoloji uzmanına danışmanız gerektiğini unutmayın. Sağlıklı bir yaşam için bilinçli adımlar atmak her zaman en iyi yoldur.

Son güncelleme:
Paylaş:

Kanser İçerikleri