İşteBuDoktor İndir

Ozon Tedavisinin Tarihçesi
Ozon tedavisinin kökleri 1900'lü yıllara kadar uzanır. İlk olarak Dr. Clarke HJ, ozonu diyabet, anemi, kanser ve morfin zehirlenmelerinde kullanarak bu tedavi yönteminin temellerini atmıştır. 1. Dünya Savaşı sırasında Albert WOLF, gangrenli yaraları ozonla tedavi ederek bu alandaki çalışmalara katkıda bulunmuştur. Doktorların ozona olan ilgisi arttıkça, 1980 yılında Horst Kief, AIDS hastalarını ozonla tedavi ettiğini bilimsel bir şekilde duyurmuştur. 1972 yılında Almanya'da kurulan Medikal Ozon Derneği, bu alanda çalışmalarını sürdürürken, 1992'den itibaren Rusya yanık tedavilerine ozonu eklemeye başlamıştır. Türkiye'de ise 2000 yılında kurulan Medikal Ozon Derneği'nin faaliyetleriyle tedavi yöntemleri hız kazanmış ve ilk ozon merkezi 2011 yılında Prof. Dr. Avnı Babacan liderliğinde Gazi Üniversitesi’nde kurulmuştur.

Ozon Tedavisi Nedir? Ozonun Etki Mekanizması
Ozon, üç oksijen atomundan oluşan, renksiz ve keskin kokulu bir gazdır. Doğada gaz halinde bulunan ozon, güçlü bir dezenfektan, antimikrobiyal, bağışıklık düzenleyici ve antioksidan özelliklere sahiptir. Ayrıca, kan akışkanlığını artırır, kan üretimini teşvik eder ve ağrı kesici etki gösterir. Vücutta hücrelerin enerji üretimi sırasında ortaya çıkan serbest radikaller, sigara, çevresel kirleticiler, radyasyon ve bazı ilaçların etkisiyle artar. Bu radikallerin fazlalığı, damar sertliği, kanser, bağırsak hastalıkları ve erken doğum gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Ozon Tedavisinin Uygulama Şekilleri
Ozon tedavisi, üç ana başlık altında toplanır:

  1. Majör Uygulamalar: Bu temel uygulama yöntemi, eğitimli personel tarafından özel ekipmanla gerçekleştirilir. Hastadan alınan 100 cc kan, doktorun belirlediği dozda ozonla karıştırılarak hastaya damar yoluyla geri verilir. Her bir seans yaklaşık 15 dakika sürer ve genellikle haftada üç kez toplamda 12 uygulama yapılır.

  2. Minör Uygulamalar: Bu uygulama, diğer tamamlayıcı tıp yöntemleriyle birlikte kullanılır. Hastadan alınan 5 cc kan, 5 cc ozon ile karıştırılarak kas içine enjekte edilir. Haftada 2 veya 3 kez, toplamda 12 seans şeklinde uygulanır.

  3. Lokal Uygulamalar: Yumuşak dokulara, eklemlere ve yaralara yerel olarak yapılan bu uygulamalar, rektal yolla da gerçekleştirilebilir. Uygulama şekli ve süreleri tedaviyi yürüten doktor tarafından belirlenir.

Ozon Tedavisinin Yan Etkileri
Ozon gazı solunduğunda toksik etki gösterebilir ve göz ile hava yollarını tahriş edebilir. Ancak, deneyimli ekipler tarafından uygulandığında genellikle yan etki gözlemlenmemiştir.

Ozon Tedavisinin Uygulanmaması Gereken Hastalıklar
Hipertiroidizm ve favizm (glukoz 6 fosfat dehidrogenaz enzimi eksikliği) durumlarında ozon tedavisi önerilmez. Gebelik ve çocukluk döneminde kullanımı ise doktorun takdirine bağlıdır ve şimdiye kadar bildirilen olumsuz bir durum saptanmamıştır.

Ozon Tedavisinin Kullanıldığı Hastalıklar
Ozon tedavisi, genellikle mevcut tedavi yöntemlerine ek olarak tamamlayıcı bir yaklaşım olarak kullanılır. Özellikle tedaviye yanıt vermeyen hastalıklarda veya diğer tedavilerin yan etkilerinden korunma amacıyla tercih edilir. En fazla fayda sağlanan durumlar arasında enfekte cilt yaraları, kronik ülserler, yanıklar, diyabetik ayak, kemik iltihapları, ağız yaraları ve fibromiyalji yer almaktadır.

Ayrıca, kanser tedavisi sırasında bağışıklık sistemini desteklemek ve serbest radikalleri uzaklaştırmak amacıyla da sıkça kullanılmaktadır. Bağışıklık sistemi hastalıkları olan multiple skleroz, romatoid artrit ve Crohn hastalığı gibi durumlarda da destekleyici tedavi olarak önerilmektedir.

Sağlıklı bireylerde, anti-aging ve antioksidan özellikleri nedeniyle koruyucu tedavi olarak ozon tedavisi uygulanabilir.