İşteBuDoktor Logo İndir

Mide Fıtığı Belirtileri Nelerdir? Laparoskopik Ameliyat Ne Zaman Gerekli?

Mide Fıtığı Belirtileri Nelerdir? Laparoskopik Ameliyat Ne Zaman Gerekli?

Mide fıtığı, tıbbi adıyla hiatal herni, midenin bir kısmının göğüs boşluğuna doğru kaymasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Bu durum, çoğu zaman hafif şikayetlerle seyrederken, bazı kişilerde yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşüren belirtilere yol açabilir. Peki, mide fıtığı belirtileri nelerdir ve bu rahatsızlık günlük yaşantınızı nasıl etkileyebilir? Özellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen veya komplikasyon gelişen durumlarda laparoskopik ameliyat ne zaman gerekli hale gelir? Bu makalede, mide fıtığının anlaşılması, belirtileri, teşhis yöntemleri ve modern tedavi yaklaşımlarını, özellikle de minimal invaziv cerrahi seçeneklerini ele alacağız.

Mide Fıtığı (Hiatal Herni) Nedir?

Mide fıtığı, diyafram adı verilen kas tabakasındaki küçük bir açıklıktan (hiatus) midenin bir kısmının göğüs boşluğuna doğru sarkması durumudur. Diyafram, göğüs kafesi ile karın boşluğunu ayıran ve solunumda önemli rol oynayan güçlü bir kastır. Normalde yemek borusu, bu diyaframdaki bir açıklıktan (hiatus) geçerek mideye bağlanır. Ancak bu açıklık genişlediğinde veya mide üzerindeki basınç arttığında, midenin üst kısmı diyaframın üzerine çıkarak fıtıklaşmaya başlar. Genellikle iki ana tipi bulunur: Kayıcı fıtık (tip I) ve Paraözofageal fıtık (tip II, III, IV). Kayıcı fıtık en yaygın tip olup, midenin üst kısmının yemek borusu ile birlikte diyaframdan kaymasıyla oluşur. Daha nadir görülen paraözofageal fıtıklar ise midenin büyük bir kısmının yemek borusunun yanından göğüs boşluğuna doğru ilerlemesiyle karakterizedir ve daha ciddi komplikasyon riski taşır. Daha detaylı bilgi için Wikipedia'nın mide fıtığı sayfasına göz atabilirsiniz.

Mide Fıtığı Belirtileri: Hangi Şikayetlere Dikkat Edilmeli?

Mide fıtığı olan birçok kişi, özellikle fıtık küçükse, hiçbir belirti göstermeyebilir. Ancak fıtık büyüdükçe veya mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına (gastroözofageal reflü hastalığı - GÖRH) neden oldukça çeşitli şikayetler ortaya çıkabilir. Bu şikayetler, mide fıtığının en belirgin göstergeleri arasında yer alır.

Yaygın Mide Fıtığı Belirtileri

  • Mide Ekşimesi ve Yanması: Yemeklerden sonra veya yatarken şiddetlenen göğüs kemiğinin arkasında hissedilen yanma hissi, en tipik reflü belirtisidir.
  • Göğüs Ağrısı: Kalp kriziyle karıştırılabilen, göğüs bölgesinde hissedilen baskı veya ağrı.
  • Regürjitasyon (Geri Kaçma): Mide içeriğinin, bazen ekşi bir tatla, ağza geri gelmesi.
  • Yutma Güçlüğü (Disfaji): Özellikle katı gıdaları yutarken zorlanma veya takılma hissi.
  • Geğirme ve Şişkinlik: Yemeklerden sonra artan gaz ve hazımsızlık şikayetleri.
  • Ses Kısıklığı ve Boğaz Ağrısı: Reflünün neden olduğu kronik tahriş.
  • Kuru Öksürük: Özellikle geceleri artan, sebebi açıklanamayan öksürük nöbetleri.

Daha Ciddi ve Nadir Belirtiler

Bazı durumlarda mide fıtığı daha ciddi komplikasyonlara yol açabilir ve bu da daha acil müdahale gerektiren belirtilerle kendini gösterebilir:

  • Şiddetli göğüs veya karın ağrısı.
  • Bulantı, kusma ve yiyecekleri tutamama.
  • Dışkıda kan veya siyah, katranımsı dışkı (mide kanaması belirtisi).
  • Nefes darlığı.
  • Fıtığın sıkışması (inkarserasyon) veya boğulması (strangülasyon) gibi durumlar, acil cerrahi müdahale gerektiren ciddi komplikasyonlardır.

Mide Fıtığı Nasıl Teşhis Edilir?

Mide fıtığının teşhisi genellikle hastanın şikayetleri ve fizik muayenesinin ardından çeşitli görüntüleme ve endoskopik yöntemlerle konulur:

  • Baryumlu Özofagus-Mide-Duodenum Grafisi: Hastaya baryum içeren bir sıvı içirildikten sonra çekilen röntgen filmleriyle yemek borusu ve midenin yapısı incelenir.
  • Endoskopi (Üst Gastrointestinal Endoskopi): Ucunda kamera bulunan ince, esnek bir tüpün yemek borusu ve mideye gönderilerek iç yüzeyin doğrudan incelenmesidir. Bu yöntemle fıtığın varlığı, tipi ve reflünün neden olduğu hasarlar (özofajit) görülebilir.
  • Özofagus Manometrisi: Yemek borusunun kasılmalarını ve alt özofagus sfinkterinin (mide ile yemek borusu arasındaki kapakçık) basıncını ölçer.
  • pH Monitörizasyonu: Yemek borusunda asit reflüsünün sıklığını ve süresini ölçerek reflü hastalığının şiddetini belirler.

Mide Fıtığı Tedavisi: Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve İlaçlar

Mide fıtığı tedavisinde ilk adım genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisidir. Bu yaklaşımlar, özellikle kayıcı tip fıtık ve reflü şikayetlerini kontrol altına almada etkili olabilir.

Yaşam Tarzı Önerileri

  • Yemek Yeme Alışkanlıkları: Az az ve sık yemek, yatmadan en az 2-3 saat önce yemek yemeyi bırakmak.
  • Yemeklerden Sonra Aktivite: Yemek sonrası hemen yatmak yerine kısa yürüyüşler yapmak veya oturur pozisyonda kalmak.
  • Yatak Başını Yükseltme: Geceleri reflüyü azaltmak için yatak başının 15-20 cm yükseltilmesi.
  • Tetikleyici Gıdalardan Kaçınma: Kahve, çikolata, yağlı ve baharatlı yiyecekler, nane, domates, turunçgiller gibi reflüyü tetikleyebilecek besinlerden uzak durmak.
  • Kilo Kontrolü: Fazla kilolu olmak, karın içi basıncı artırarak fıtığı ve reflüyü kötüleştirebilir.
  • Sigara ve Alkol Kullanımı: Sigara ve alkol, alt özofagus sfinkterini gevşeterek reflüyü artırır.
  • Dar Kıyafetlerden Kaçınma: Karın bölgesini sıkan kıyafetler de karın içi basıncı artırabilir.

İlaç Tedavisi

Doktor tarafından reçete edilen ilaçlar, genellikle mide asidini azaltmaya veya nötralize etmeye yöneliktir:

  • Antiasitler: Mide asidini anında nötralize ederek geçici rahatlama sağlar.
  • H2 Blokerleri: Mide asidi üretimini azaltır.
  • Proton Pompa İnhibitörleri (PPİ): En güçlü asit baskılayıcı ilaçlardır ve uzun süreli reflü tedavisinde kullanılır.

Laparoskopik Mide Fıtığı Ameliyatı Ne Zaman Gerekli Olur?

Yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisi ile kontrol altına alınamayan, ciddi semptomlara yol açan veya komplikasyon riski taşıyan mide fıtıklarında cerrahi müdahale gündeme gelebilir. Özellikle paraözofageal fıtıklar, potansiyel komplikasyonları nedeniyle genellikle cerrahi olarak düzeltilmesi önerilen durumlardır.

Ameliyat Endikasyonları

  • İlaç Tedavisine Dirençli Reflü: Uzun süreli ve yüksek doz ilaç tedavisine rağmen geçmeyen şiddetli reflü belirtileri.
  • Özofagus Hasarı: Reflünün neden olduğu barret özofagusu gibi precanceröz değişiklikler veya ciddi özofajit.
  • Yutma Güçlüğü ve Beslenme Sorunları: Fıtığın yemek borusuna baskı yapması sonucu ortaya çıkan yutma güçlüğü ve buna bağlı kilo kaybı.
  • Fıtık Sıkışması veya Boğulması: Özellikle paraözofageal fıtıklarda görülen, midenin göğüs boşluğunda sıkışması ve kan akışının bozulması gibi acil cerrahi gerektiren durumlar.
  • Ciddi Kanama: Fıtık bölgesinden kaynaklanan kronik veya akut kanamalar.
  • Geniş Fıtıklar: Özellikle büyük paraözofageal fıtıklar, gelecekteki komplikasyon riskini azaltmak için ameliyatla düzeltilebilir.

Laparoskopik Ameliyatın Avantajları

Günümüzde mide fıtığı ameliyatları genellikle laparoskopik yöntemle gerçekleştirilmektedir. Bu minimal invaziv cerrahi tekniğin birçok avantajı vardır:

  • Daha küçük kesiler ve daha az ağrı.
  • Daha kısa hastanede kalış süresi.
  • Daha hızlı iyileşme ve günlük aktivitelere dönüş.
  • Daha az yara izi ve enfeksiyon riski.
  • Daha iyi kozmetik sonuçlar.

Laparoskopik mide fıtığı ameliyatında, karın bölgesine açılan birkaç küçük kesiden kamera ve özel cerrahi aletler yerleştirilir. Cerrah, bu aletler yardımıyla fıtıklaşan mide kısmını karın boşluğuna geri indirir, diyaframdaki açıklığı daraltır ve genellikle midenin üst kısmını yemek borusunun etrafına sararak (fundoplikasyon) reflüyü engeller.

Laparoskopik Mide Fıtığı Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci

Laparoskopik mide fıtığı ameliyatı sonrası hastalar genellikle birkaç gün içinde taburcu edilir. İyileşme süreci kişiden kişiye değişmekle birlikte, genellikle 2-4 hafta içinde normal aktivitelere dönülebilir. Ameliyat sonrası dönemde doktorun önerdiği diyet ve yaşam tarzı değişikliklerine uyulması, ameliyatın başarısı ve uzun vadeli sonuçlar açısından kritik öneme sahiptir.

Mide fıtığı, doğru teşhis ve tedavi yaklaşımlarıyla yönetilebilen bir rahatsızlıktır. Belirtileriniz varsa mutlaka bir uzmana başvurarak uygun tedavi planının belirlenmesi önemlidir. Unutmayın, erken müdahale çoğu zaman daha basit ve etkili çözümler sunar.

Son güncelleme:
Paylaş:

Kanser İçerikleri