İşteBuDoktor Logo İndir

Klinik Görüşmede Dirençle Başa Çıkma: Motivasyonel Tekniklerle Danışanı Destekleme

Klinik Görüşmede Dirençle Başa Çıkma: Motivasyonel Tekniklerle Danışanı Destekleme

Klinik görüşmelerde danışanlarla çalışırken, zaman zaman karşılaşılan en zorlayıcı durumlardan biri, danışanın değişime karşı sergilediği dirençtir. Bu direnç, danışanın motivasyonel süreçlerinde bir tıkanıklığa işaret edebilir ve terapötik ilişkinin ilerlemesini engelleyebilir. Ancak doğru yaklaşımlarla ve özellikle motivasyonel tekniklerle, bu dirençle etkili bir şekilde başa çıkmak ve danışanı destekleyerek değişime doğru yönlendirmek mümkündür. Bu makalede, klinik görüşmede direncin ne anlama geldiğini, neden ortaya çıktığını ve motivasyonel görüşme prensiplerini kullanarak danışanı nasıl daha yapıcı bir şekilde sürece dahil edebileceğimizi derinlemesine inceleyeceğiz.

Direnci Anlamak: Neden Ortaya Çıkar?

Direnç, danışanın terapiye veya değişime karşı aktif ya da pasif bir karşı koyma hali olarak tanımlanabilir. Bu durum, genellikle danışanın bilinçli bir sabotajı olmaktan ziyade, karmaşık içsel süreçlerin bir yansımasıdır. Değişim çoğu zaman belirsizlik ve rahatsızlık getirir; bu da danışanın mevcut durumunu koruma eğilimine girmesine neden olabilir.

Direncin Yaygın Nedenleri

  • Değişim Korkusu: Bilinmeyene adım atma endişesi, alışkanlıkların güvenli limanından ayrılmak istememe.
  • Önceki Olumsuz Deneyimler: Daha önce başarısız değişim girişimleri veya terapötik süreçlerden kaynaklanan güvensizlik.
  • Ambivalans (İki Yönlülük): Danışanın bir yandan değişmek isterken, diğer yandan mevcut durumunun faydalarından vazgeçmek istememesi.
  • Algılanan Baskı: Terapistin veya çevrenin dayattığını düşündüğü değişim talepleri karşısında özgürlüğünü koruma isteği.
  • Anlaşılmama Hissi: Danışanın sorunlarının veya yaşadıklarının terapist tarafından yeterince anlaşılmadığını düşünmesi.
  • Savunma Mekanizmaları: Ego koruma amaçlı olarak geliştirilen bilinçdışı tepkiler.

Motivasyonel Görüşme (MI) ve Temel İlkeleri

Motivasyonel Görüşme (MI), değişim için ambivalansı olan danışanlarla çalışmak üzere geliştirilmiş, danışan merkezli, yönlendirici olmayan bir danışmanlık yaklaşımıdır. MI'ın temel amacı, danışanın kendi değişim motivasyonunu ve değişim taahhüdünü içsel olarak ortaya çıkarmaktır. MI, dirençle doğrudan savaşmak yerine, onu anlamaya ve danışanın kendi çözüm yollarını bulmasına yardımcı olmaya odaklanır.

O.A.R.S. Becerileri: Etkin İletişim İçin Anahtar

MI'ın pratik uygulaması, dört temel beceri seti olan O.A.R.S. kısaltmasıyla özetlenebilir:

  • Açık Uçlu Sorular Sorma (Open-ended Questions): Danışanın daha fazla bilgi paylaşmasını teşvik eder, evet/hayır cevaplarından kaçınılır.
  • Onaylama (Affirmations): Danışanın çabalarını, güçlerini ve kararlılıklarını fark edip takdir etmek, özgüvenini artırır.
  • Yansıtmalı Dinleme (Reflective Listening): Danışanın söylediklerini ve hissettiklerini doğru bir şekilde anladığınızı gösteren bir geri bildirim verme. Bu, danışanın kendini duyulmuş ve anlaşılmış hissetmesini sağlar.
  • Özetleme (Summarizing): Görüşmenin belirli bölümlerini veya tamamını özetleyerek önemli noktaları pekiştirmek ve danışana bakış açısı kazandırmak.

Dirençle Başa Çıkma Stratejileri

Motivasyonel Görüşme teknikleri, dirençle karşılaşıldığında danışanı zorlamadan, onunla iş birliği içinde çalışmayı hedefler. İşte bazı etkili stratejiler:

Yansıtmalı Dinleme ve Empati

Danışanın direnç gösterdiğini fark ettiğinizde, onu yargılamak yerine, hislerini ve argümanlarını yansıtmaya odaklanın. Örneğin, “Değişimden pek de emin görünmüyorsunuz” ya da “Bu konuda biraz kararsızsınız sanırım” gibi ifadeler kullanmak, danışanın kendini anlaşılmış hissetmesini sağlayabilir ve direnci azaltabilir. Danışan merkezli terapi yaklaşımının temellerinden olan empati, dirençle başa çıkmada kilit bir rol oynar.

Çatışmayı Geri Çekme ve Danışanın Kontrolünü Onaylama

Danışanla doğrudan bir argümana girmek, direnci daha da artıracaktır. Bunun yerine, danışana seçim yapma özgürlüğünü geri verin. “Değişip değişmeme kararı tamamen size ait” veya “Benim önerilerim sadece birer seçenek, sizin için en uygun olanı siz bilirsiniz” gibi ifadelerle danışanın özerkliğini onaylayın. Bu, danışanın savunmacı tutumunu yumuşatarak, kendi motivasyonunu gözden geçirmesine olanak tanır.

Hedef Uyuşmazlığını Keşfetme

Danışanın ifade ettiği değerler, hedefler ve mevcut davranışları arasındaki tutarsızlıkları nazikçe ortaya koyun. Örneğin, danışan sağlığını önemsediğini söylerken, sağlıksız alışkanlıklarına devam ediyorsa, bu çatışmayı “Sağlığınızı çok önemsediğinizi biliyorum, aynı zamanda bu alışkanlığın size ne kadar zor geldiğini de görüyorum. Bu ikisi arasında bir denge kurmak nasıl hissettiriyor?” şeklinde ifade edebilirsiniz. Bu, danışanın kendi içindeki çelişkileri fark etmesini sağlar.

Avantaj ve Dezavantajları Tartma

Değişimin avantajları ve mevcut durumun dezavantajları üzerine açıkça konuşmak, ambivalansı netleştirmeye yardımcı olur. Danışanın kendi cümleleriyle değişimden ne beklediğini ve mevcut durumun ona neye mal olduğunu ifade etmesini sağlamak önemlidir.

Danışanı Desteklemede Pratik Yaklaşımlar

  • Kişisel Gücü Vurgulama: Danışanın geçmiş başarılarını ve güçlü yönlerini hatırlatın. Kendi sorunlarını çözme kapasitesine olan inancınızı gösterin.
  • Küçük Adımları Teşvik Etme: Büyük değişimler yerine, ulaşılabilir ve küçük hedefler belirleyerek danışanın başarı deneyimleri yaşamasını sağlayın. Bu, öz yeterlilik inancını artırır.
  • Geri Dönüşleri Normalleştirme: Değişim sürecinde aksaklıkların veya geri dönüşlerin olabileceğini kabul edin ve bunları birer öğrenme fırsatı olarak sunun.
  • Kültürel Duyarlılık: Danışanın kültürel arka planını ve değerlerini anlamak, direncin kaynağını daha iyi kavramanıza yardımcı olur.

Klinik görüşmelerde dirençle karşılaşmak, terapötik sürecin doğal bir parçasıdır. Önemli olan, bu direnci bir engel olarak görmek yerine, danışanın iç dünyasına dair bir ipucu olarak değerlendirmektir. Motivasyonel tekniklerle danışanı destekleme, onların kendi değişim güçlerini keşfetmelerini sağlayarak, daha otonom ve sürdürülebilir bir değişim sürecine girmelerine yardımcı olur. Sabır, empati ve doğru iletişim becerileriyle, terapistler danışanlarını değişimin zorlu yolculuğunda güvenle destekleyebilirler.

Son güncelleme:
Paylaş:

Kanser İçerikleri