Gartland Sınıflandırması: Suprakondiler Humerus Kırıklarında Tedavi Yaklaşımları
Çocukluk çağının en sık görülen dirsek kırıklarından biri olan suprakondiler humerus kırıkları, genellikle 5-8 yaş arası çocuklarda düşme sonucu ortaya çıkar. Bu kırıklar, dirsek çevresindeki hassas anatomik yapılar ve büyüme plakları nedeniyle doğru tanı ve hızlı tedavi gerektiren ciddi ortopedik yaralanmalardır. Yanlış veya gecikmiş tedavi yaklaşımları, kalıcı fonksiyonel bozukluklara, sinir veya damar hasarlarına yol açabilir. İşte bu noktada, kırığın şiddetini ve kayma derecesini belirlemek için kullanılan Gartland Sınıflandırması hayati bir rol oynar. Bu sınıflandırma, doktorlara en uygun suprakondiler humerus kırıkları tedavi stratejisini belirlemede yol gösterir ve böylece optimal iyileşme şansı sunar.
Suprakondiler Humerus Kırıkları Nedir?
Suprakondiler humerus kırıkları, üst kol kemiği olan humerusun dirseğe yakın, kondillerin hemen üzerindeki kısmında meydana gelen kırıklardır. Genellikle dirsek aşırı gergin pozisyonda iken elin üzerine düşme (FOOSH - Fall On Outstretched Hand) sonucunda oluşurlar. Çocukların kemikleri henüz tam olgunlaşmadığı için bu bölge travmaya karşı daha hassastır. Kırık hattı, kemiğin zayıf olan metafiz-epifiz bileşkesine yakın bir yerden geçer ve genellikle kırık parçalar arkaya doğru kayma eğilimindedir. Bu durum, çevredeki damar ve sinir yapıları için önemli riskler taşır.
Neden Suprakondiler Humerus Kırıkları Bu Kadar Önemli?
Bu kırıkların önemi, potansiyel ciddi komplikasyonlarından kaynaklanır. Dirsek bölgesindeki brakiyal arter, median sinir, ulnar sinir ve radiyal sinir gibi kritik yapılar, kırık parçaları tarafından sıkışabilir veya zarar görebilir. Bu durum, uzuv kaybına varabilecek iskemiye (kan akımı yetersizliği) veya kalıcı sinir hasarına yol açabilir. Ayrıca, yanlış kaynamalar (malunion) sonucunda dirsekte deformiteler (en sık kübitus varus veya 'silahlı adam deformitesi') ve hareket kısıtlılıkları meydana gelebilir. Erken ve doğru müdahale, bu komplikasyonların önlenmesinde kilit rol oynar.
Gartland Sınıflandırması: Kırık Tipleri ve Özellikleri
Gartland Sınıflandırması, suprakondiler humerus kırıklarını radyografik özelliklerine göre derecelendiren ve tedavi kararlarını büyük ölçüde etkileyen klinik bir araçtır. Bu sınıflandırma, kırığın kayma derecesine ve stabilitesine odaklanır ve her tip için farklı bir yönetim yaklaşımı önerir. Güncel uygulamada, orijinal 3 tipin yanı sıra, daha şiddetli bir durumu ifade eden Tip IV de yaygın olarak kabul görmektedir. Suprakondiler humerus kırıkları hakkında daha fazla bilgiye Wikipedia'dan ulaşabilirsiniz.
Gartland Tip I: Minimal Kayma veya Ayrılma Olmayan Kırıklar
Bu tip kırıklarda, kemik parçaları arasında belirgin bir kayma veya ayrılma yoktur. Genellikle sadece bir çatlak şeklinde görülürler ve periost (kemik zarı) sağlamdır. Klinik olarak hafif şişlik ve ağrı ile seyrederler. Radyografik olarak anterior humeral hattın distal humerus korteksi ile ilişkisi korunmuştur.
Gartland Tip II: Arka Kortekste Temasın Devam Ettiği Kırıklar
Gartland Tip II kırıklarında, kırık distal parça posteriora doğru açılanmıştır ancak posterior kortikal teması tamamen kaybolmamıştır. Bu, kırığın kısmen stabil olduğu anlamına gelir. Ancak, belirgin açılanma nedeniyle vasküler veya nörolojik yaralanma riski Tip I'e göre daha fazladır. İki alt gruba ayrılabilir: Tip IIA (hafif açılanma, redüksiyon sonrası stabil) ve Tip IIB (belirgin açılanma, redüksiyon sonrası instabil).
Gartland Tip III: Tamamen Kaymış Kırıklar
Bu en ciddi kırık tiplerinden biridir. Distal humerus parçası tamamen proksimal humerustan ayrılmış ve genellikle posterior ve medial veya lateral yönde kaymıştır. Kortikal temas tamamen kaybolmuştur ve periost yırtılmıştır. Bu tip kırıklar yüksek oranda nörovasküler yaralanma riski taşır ve genellikle acil cerrahi müdahale gerektirir.
Gartland Tip IV: Tüm Kortekslerin Tamamen Ayrıldığı ve Çoklu Düzlemde Stabil Olmayan Kırıklar (Gartland Modifikasyonu)
Gartland Tip IV, son yıllarda tanımlanmış ve giderek daha fazla kabul gören bir tiptir. Bu kırıklarda, distal humerus parçası tüm kortikal temasını kaybetmiş olmasının yanı sıra, tüm düzlemlerde instabilite gösterir. Yani, kırık parçalar hem fleksiyon hem de ekstansiyon hareketlerinde kontrolsüzce hareket edebilir. Bu, çevredeki tüm yumuşak dokuların ve periostun tamamen yırtıldığı anlamına gelir ve en yüksek komplikasyon riski ile ilişkilidir.
Gartland Sınıflandırmasına Göre Tedavi Yaklaşımları
Kırığın tipi, hastanın yaşı ve genel durumu göz önünde bulundurularak her Gartland tipi için farklı bir tedavi stratejisi benimsenir. Amaç, kırığı anatomik pozisyonuna getirmek, stabilizasyonu sağlamak ve komplikasyonları önleyerek tam fonksiyonel iyileşmeyi sağlamaktır.
Gartland Tip I Tedavisi
Bu kırıklar genellikle konservatif olarak tedavi edilir. Dirsek, genellikle 90 derece fleksiyonda ve önkol pronasyonda olmak üzere, uzun kol alçısı veya atel ile immobilize edilir. Amaç, kırığın kaymasını önlemektir. Yaklaşık 3-4 hafta sonra alçı çıkarılır ve fizik tedaviye başlanır. Yakın radyografik takip, olası kaymayı tespit etmek için önemlidir.
Gartland Tip II Tedavisi
Tip II kırıklarında, özellikle Tip IIB'de, açılanma düzeltilmelidir. Bu genellikle kapalı redüksiyon (dışarıdan manipülasyonla kemik parçalarını yerine getirme) ve ardından perkütan pinleme (deri üzerinden tel veya pin yerleştirme) ile yapılır. Pinler, kırık iyileşene kadar kemiği sabit tutar ve yaklaşık 3-4 hafta sonra çıkarılır. Çocuk Suprakondiler Humerus Kırıklarında Cerrahi Tedavi sonuçları hakkında Türk Ortopedi ve Travmatoloji Dergisi'nden bilgi edinebilirsiniz.
Gartland Tip III Tedavisi
Tip III kırıklar bir acil durumdur ve genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Kapalı redüksiyon ve perkütan pinleme, altın standart tedavi yöntemidir. Ameliyat öncesi ve sonrası nörovasküler durumun dikkatlice değerlendirilmesi esastır. Eğer kapalı redüksiyon başarısız olursa veya açık bir kırık ya da vasküler yaralanma söz konusuysa, açık redüksiyon (cerrahi kesi yaparak kemiği yerine getirme) ve pinleme uygulanır.
Gartland Tip IV Tedavisi
Bu tipteki kırıklar, yüksek instabilite nedeniyle genellikle açık redüksiyon ve internal fiksasyon (pinleme) gerektirir. Çevredeki yumuşak dokuların da onarılması gerekebilir. Bu kırıklar, en yüksek komplikasyon oranına sahip olup, deneyimli bir cerrah tarafından titizlikle yönetilmelidir.
Potansiyel Komplikasyonlar ve Takip
Suprakondiler humerus kırıklarının tedavisinde, olası komplikasyonların farkında olmak ve bunları önlemek için düzenli takip çok önemlidir. En sık görülen komplikasyonlar şunlardır:
- Volkmann İskemik Kontraktürü: Brakiyal arterin sıkışması veya hasar görmesi sonucu önkol kaslarında oluşan kalıcı hasar. Erken teşhis ve müdahale hayati önem taşır.
- Sinir Hasarı: Median, ulnar veya radiyal sinirlerde geçici veya kalıcı hasarlar oluşabilir.
- Kübitus Varus (Gunstock Deformitesi): Yanlış kaynama sonucu dirsekte meydana gelen deformite. Fonksiyonel olmaktan çok kozmetik bir sorundur.
- Dirsek Sertliği/Hareket Kısıtlılığı: Uzun süreli immobilizasyon veya komplikasyonlar nedeniyle oluşabilir. Fizik tedavi bu durumu düzeltmede yardımcıdır.
- Enfeksiyon: Cerrahi müdahale sonrası nadir de olsa görülebilir.
Tedavi sonrası düzenli doktor kontrolleri ve fizik tedavi, dirseğin tam fonksiyonunu geri kazanması ve olası komplikasyonların erken tespiti için vazgeçilmezdir.
Özetle, suprakondiler humerus kırıkları çocukluk çağında sıkça karşılaşılan, ancak doğru Gartland Sınıflandırması ile uygun tedavi yaklaşımları belirlendiğinde başarılı sonuçlar alınabilen yaralanmalardır. Kırığın tipi ne olursa olsun, hızlı tanı, dikkatli değerlendirme ve konusunda uzman bir ortopedi doktorunun müdahalesi, çocuğunuzun dirseğinin sağlıklı bir şekilde iyileşmesi ve gelecekteki fonksiyonel kapasitesinin korunması için kritik öneme sahiptir. Unutmayın, bu tür bir kırıkta zaman faktörü ve doğru müdahale, uzun vadeli iyileşme sürecini doğrudan etkiler.