İşteBuDoktor Logo İndir

Yetişkinlerde Atriyal Septal Defekt (ASD) Tanısı ve Gecikmiş Tedavi Riskleri

Yetişkinlerde Atriyal Septal Defekt (ASD) Tanısı ve Gecikmiş Tedavi Riskleri

Kalp, vücudumuzun en hayati organlarından biri ve onun sağlıklı işleyişi genel sağlığımız için kritik öneme sahip. Ancak bazen doğuştan gelen bazı yapısal sorunlar, yetişkinlik dönemine kadar belirti vermeyebilir ve ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu sorunlardan biri de Yetişkinlerde Atriyal Septal Defekt (ASD) olarak bilinen, kalbin kulakçıkları arasındaki duvarda bulunan deliktir. Genellikle çocukluk çağında teşhis edilen ASD, bazı durumlarda sessizce yetişkinliğe kadar ilerleyebilir ve bu durum, tanısı geciktiğinde önemli gecikmiş tedavi riskleri taşır. Peki, yetişkinlerde ASD nedir, neden gözden kaçar ve tedavide geç kalmak ne gibi sonuçlar doğurur?

Atriyal Septal Defekt (ASD) Nedir?

Atriyal Septal Defekt, kalbin sağ ve sol kulakçıklarını ayıran duvar olan atriyal septumda bulunan bir deliktir. Bu delik, kanın normal akışını bozarak sol kalpten oksijenlenmiş kanın bir kısmının sağ kalbe geçmesine neden olur. Bu durum, sağ kalbin ve akciğer atardamarının fazladan yükle çalışmasına yol açar. Küçük defektler genellikle kendiliğinden kapanırken, daha büyük defektler tedavi gerektirebilir. Çocukluk çağında sıkça tespit edilse de, semptomların hafif olması veya hiç olmaması nedeniyle bazı bireylerde tanı, yetişkinlik dönemine kadar gecikebilir.

ASD hakkında daha fazla bilgi için Wikipedia'daki Atriyal Septal Defekt makalesine başvurabilirsiniz.

Yetişkinlerde ASD Tanısı Neden Gecikir?

Yetişkinlerde ASD tanısının gecikmesinin birden fazla nedeni vardır:

Semptomların Hafifliği veya Yokluğu

Küçük veya orta büyüklükteki ASD'ler, yetişkinliğe kadar belirgin semptomlara neden olmayabilir. Hastalar kendilerini genellikle iyi hissederler ve günlük aktivitelerinde büyük kısıtlamalar yaşamazlar. Bu durum, doktor ziyaretleri sırasında dahi gözden kaçmasına neden olabilir.

Semptomların Başka Hastalıklarla Karıştırılması

Ortaya çıkan semptomlar (örn. çabuk yorulma, nefes darlığı), genellikle yaşlanmaya, strese veya başka kronik hastalıklara bağlanabilir. Bu yanlış yorumlamalar, doğru tanının konulmasını geciktirir.

Rutin Kontrollerde Atlanması

Kapsamlı bir kardiyolojik değerlendirme yapılmadıkça, ASD'nin varlığı basit bir fizik muayenede her zaman anlaşılamayabilir. Kalp muayenesinde duyulan "üfürüm" ipucu olsa da, her zaman belirgin olmayabilir veya başka nedenlere bağlanabilir.

Yetişkinlerde ASD Tanı Yöntemleri

ASD tanısı genellikle aşağıdaki yöntemlerle konulur:

  • Ekokardiyografi (Kalp Ultrasonu): En temel ve etkili tanı yöntemidir. Kalbin yapısını ve işlevini detaylı bir şekilde gösterir. Defektin boyutunu, yerini ve kan akışının yönünü belirlemeye yardımcı olur.
  • Transözofageal Ekokardiyografi (TEE): Göğüs duvarından yapılan ekoya göre daha net görüntüler sağlar, özellikle defektin boyutunu ve kenarlarını daha iyi değerlendirmek için kullanılır.
  • Elektrokardiyografi (EKG): Kalp ritmi ve elektriksel aktivitesi hakkında bilgi verir. ASD'ye bağlı ritim bozuklukları veya sağ kalp büyümesi belirtileri gösterebilir.
  • Akciğer Grafisi: Akciğerlerdeki kanlanma artışını veya sağ kalp büyümesini gösterebilir.
  • Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) veya Bilgisayarlı Tomografi (BT): Bazı durumlarda kalbin daha detaylı görüntülenmesi için kullanılabilir.
  • Kalp Kateterizasyonu: Genellikle nadiren ilk tanı yöntemi olarak kullanılır, ancak diğer testlerin yeterli bilgi vermediği veya eşlik eden başka kalp sorunları olduğu durumlarda başvurulabilir.

Gecikmiş Tedavinin Riskleri ve Komplikasyonları

Yetişkinlerde ASD'nin zamanında tedavi edilmemesi, ciddi ve geri dönüşü olmayan komplikasyonlara yol açabilir. Bu riskler, defektin büyüklüğüne ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişiklik gösterir:

Pulmoner Hipertansiyon

Sol kalpten sağ kalbe sürekli kan geçişi, akciğer atardamarındaki basıncı artırır. Bu durum zamanla pulmoner hipertansiyona (akciğer tansiyonu) yol açar. Pulmoner hipertansiyon ilerleyici bir hastalıktır ve geri dönüşü zor olabilir. Türk Kardiyoloji Derneği'nin pulmoner hipertansiyon hakkındaki bilgileri bu konuda daha fazla detay sunar.

Kalp Yetmezliği

Sağ kalbin sürekli aşırı yükle çalışması, zamanla kasında kalınlaşma ve genişlemeye neden olur. Bu durum, kalbin yeterince kan pompalayamamasıyla sonuçlanan sağ kalp yetmezliğine yol açabilir.

Aritmiler (Kalp Ritim Bozuklukları)

Özellikle atrial fibrilasyon gibi ritim bozuklukları, kalbin kulakçıklarında oluşan genişlemeye bağlı olarak ortaya çıkabilir. Aritmiler, çarpıntı, nefes darlığı ve hatta inme riskini artırabilir.

İnme (Felç) Riski

ASD'li hastalarda, vücudun diğer bölgelerinden gelen pıhtılar (örneğin bacak toplardamarından) normalde akciğerlere filtrelenirken, delikten geçerek beyne ulaşabilir ve inmeye neden olabilir. Bu duruma paradoksik emboli denir.

Egzersiz Kapasitesinde Azalma

Kalp ve akciğer üzerindeki ek yük, hastaların egzersiz kapasitesini düşürerek çabuk yorulmaya ve nefes darlığına neden olabilir.

ASD Tedavi Seçenekleri

ASD tedavisi, defektin boyutuna, hastanın yaşına ve semptomların şiddetine bağlıdır. Başlıca iki tedavi yöntemi bulunur:

Kateter Bazlı Kapatma (Perkütan Kapatma)

Uygun boyuttaki ve yerdeki defektler için genellikle ilk tercih edilen yöntemdir. Kasık damarından bir kateter yardımıyla ilerlenerek, defektin üzerine şemsiye benzeri bir cihaz yerleştirilir. Bu minimal invaziv yöntem, daha kısa iyileşme süresi sunar.

Cerrahi Kapatma

Büyük defektler, karmaşık anatomiler veya kateter ile kapatılamayan durumlar için açık kalp cerrahisi gerekebilir. Bu operasyonda, cerrah defekti bir yama ile kapatır veya doğrudan diker.

Erken Tanı ve Tedavinin Önemi

Yetişkinlerde ASD'nin erken tanısı ve zamanında tedavisi, yukarıda bahsedilen ciddi komplikasyonların önlenmesinde hayati rol oynar. Doğru zamanda yapılan müdahale, kalbin aşırı yük altında çalışmasını engeller, pulmoner hipertansiyon gibi geri dönüşü olmayan durumların önüne geçer ve hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır. Eğer şüpheli semptomlar yaşıyorsanız veya ailenizde kalp rahatsızlığı öyküsü varsa, mutlaka bir kardiyologla görüşmekten çekinmeyin.

Son güncelleme:
Paylaş:

Kanser İçerikleri