İşteBuDoktor Logo İndir

Submandibular ve Sublingual Tükürük Bezi Tümörleri: Farklar ve Klinik Yaklaşımlar

Submandibular ve Sublingual Tükürük Bezi Tümörleri: Farklar ve Klinik Yaklaşımlar

Tükürük bezleri, ağız sağlığımız ve sindirim sistemimizin ilk adımı için hayati öneme sahip yapılardır. Ancak zaman zaman bu bezlerde çeşitli tümörler gelişebilir. Özellikle çene altında yer alan submandibular tükürük bezi tümörleri ile ağız tabanında daha derinde bulunan sublingual tükürük bezi tümörleri, klinik sunumları ve tedavi yaklaşımları açısından önemli farklar gösterebilir. Bu makalede, tükürük bezlerinin bu iki önemli türünde ortaya çıkan tümörleri detaylı bir şekilde inceleyecek, aralarındaki belirgin ayrımları ortaya koyacak ve en güncel klinik yaklaşımlar hakkında kapsamlı bilgiler sunacağız. Amacımız, tükürük bezi tümörleri hakkında farkındalığı artırmak ve doğru bilgiye erişimi kolaylaştırmaktır.

Tükürük Bezleri ve Anatomiye Kısa Bir Bakış

İnsan vücudunda üç çift büyük tükürük bezi bulunur: parotis, submandibular ve sublingual bezler. Bunların yanı sıra yüzlerce küçük tükürük bezi de ağız ve boğazda yer alır. Tükürük bezlerinin temel görevi, sindirime yardımcı olan enzimler içeren ve ağzı nemli tutan tükürük üretmektir. Submandibular bezler, çene kemiğinin altında yer alan, yumurta büyüklüğünde bezlerdir ve ana tükürük bezleri arasında ikinci en büyüğüdür. Sublingual bezler ise ağız tabanında, dilin altında yer alan en küçük ana tükürük bezleridir. Tükürük bezi tümörleri, bu bezlerdeki hücrelerin kontrolsüz büyümesi sonucu oluşur ve benign (iyi huylu) veya malign (kötü huylu) olabilir.

Submandibular Tükürük Bezi Tümörleri

Özellikleri ve Sık Görülen Tipleri

Submandibular bezler, tükürük bezi tümörlerinin %10-15'ini oluşturur. Parotis bezlerine göre daha az sıklıkta tümör gelişse de, bu bezlerde görülen tümörlerin yaklaşık %40-50'si malign olma eğilimindedir. En sık görülen benign tümör pleomorfik adenom iken, malign tümörler arasında mukoepidermoid karsinom, adenoid kistik karsinom ve adenokarsinom öne çıkar. Genellikle yavaş büyüyen, ağrısız bir kitle şeklinde kendini gösterirler.

Belirtileri ve Tanı Yöntemleri

Submandibular bez tümörlerinin en yaygın belirtisi, çene altında veya boyunda hissedilen ağrısız bir şişlik veya kitle oluşumudur. Nadiren, tümör büyüdükçe ağrı, yutma güçlüğü veya sinir basısına bağlı yüz felci gibi semptomlar da ortaya çıkabilir. Tanı genellikle fizik muayene ile başlar. Ardından bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi görüntüleme yöntemleri ve kesin tanı için ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) veya eksizyonel biyopsi kullanılır.

Sublingual Tükürük Bezi Tümörleri

Nadirliği ve Özellikleri

Sublingual tükürük bezleri, tüm tükürük bezi tümörlerinin yalnızca %1'inden azını oluşturur ve bu da onları oldukça nadir kılar. Ancak nadir olmalarına rağmen, sublingual bezlerde gelişen tümörlerin %70-90 gibi yüksek bir oranı malign karakterdedir. Bu durum, sublingual bez tümörlerine yaklaşımda yüksek bir şüphecilik gerektirir. En sık görülen malign tipler arasında adenoid kistik karsinom ve mukoepidermoid karsinom bulunur.

Belirtileri ve Tanı Yöntemleri

Sublingual bez tümörleri genellikle dil altında veya ağız tabanında hissedilen, yavaş büyüyen bir kitle olarak ortaya çıkar. Tümör büyüdükçe ağrı, yemek yeme veya konuşma güçlüğü, dil hareketlerinde kısıtlılık veya ağız tabanında uyuşukluk gibi belirtiler görülebilir. Ağız içinde kanama veya ülserasyon da malignite belirtisi olabilir. Tanı, fizik muayene ve endoskopik inceleme ile başlar. BT ve MRG gibi görüntüleme yöntemleri tümörün yayılımını değerlendirmede kritik rol oynar. Kesin tanı için yine İİAB veya insizyonel biyopsi gereklidir. Bu bezlerin anatomik konumu nedeniyle, biyopsi daha zorlayıcı olabilir ve dikkatli bir yaklaşım gerektirir.

Submandibular ve Sublingual Tümörler Arasındaki Temel Farklar

Sıklık, Malignite Potansiyeli ve Klinik Sunum

Bu iki tükürük bezi türündeki tümörler arasında birkaç önemli fark bulunmaktadır:

  • Sıklık: Submandibular tümörler, sublingual tümörlere göre belirgin şekilde daha sık görülür.
  • Malignite Potansiyeli: Sublingual tümörlerin malign olma olasılığı (%70-90), submandibular tümörlere göre (%40-50) çok daha yüksektir. Bu, sublingual bölgedeki her kitlenin malign olduğu varsayımıyla yaklaşmayı gerektirebilir.
  • Klinik Sunum: Her iki tümör de genellikle ağrısız kitle olarak başlasa da, sublingual tümörler dil hareketlerinde kısıtlılık, yutma güçlüğü gibi daha erken fonksiyonel sorunlara yol açabilir. Submandibular tümörler daha çok çene altında bir şişlik olarak fark edilir.
  • Prognoz: Sublingual bez tümörlerinin yüksek malignite oranı nedeniyle prognozları genellikle submandibular bez tümörlerine göre daha temkinli değerlendirilir, özellikle adenoid kistik karsinom gibi agresif tiplerde.

Klinik Yaklaşımlar ve Tedavi Seçenekleri

Tanısal Süreç

Tükürük bezi tümörlerinin tanısında ilk adım, hastanın öyküsü ve kapsamlı bir fizik muayenedir. Ardından tümörün boyutu, konumu ve yayılımını belirlemek için ultrasonografi, BT ve MRG gibi görüntüleme testleri kullanılır. Kesin tanı için ise en güvenilir yöntem, uzman bir patolog tarafından değerlendirilen biyopsidir. İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB), genellikle ilk tercih olmakla birlikte, bazı durumlarda yetersiz kalabilir ve açık biyopsi (insizyonel veya eksizyonel) gerekebilir.

Cerrahi Tedavi

Tükürük bezi tümörlerinin tedavisinde altın standart cerrahi rezeksiyondur. Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) gibi saygın kurumlar, tümörün tamamen çıkarılmasını önermektedir:

  • Submandibular Gland Tümörleri İçin: Genellikle submandibular glandın tamamen çıkarılmasını (submandibuler sialoadenektomi) içerir. Tümörün malign olması durumunda, çevredeki lenf bezlerinin durumuna göre boyun diseksiyonu da gerekebilir.
  • Sublingual Gland Tümörleri İçin: Tümörün yüksek malignite potansiyeli nedeniyle, sublingual glandın tamamı çevresindeki sağlıklı doku ile birlikte geniş bir şekilde çıkarılır (sublingual gland eksizyonu). Ağız tabanının rezeksiyonu ve bazen dilin bir kısmının çıkarılması da söz konusu olabilir.

Adjuvan Tedaviler

Cerrahi sonrasında, özellikle malign tümörlerde ve yüksek riskli durumlarda (pozitif cerrahi sınırlar, lenf nodu tutulumu, sinir invazyonu gibi), adjuvan (tamamlayıcı) radyoterapi önerilebilir. Radyoterapi, kalan mikroskobik kanser hücrelerini yok ederek nüks riskini azaltmayı amaçlar. Kemoterapi, tükürük bezi tümörlerinin tedavisinde genellikle daha ileri evrelerde veya metastatik hastalığı olan vakalarda tercih edilir, ancak birincil tedavi yöntemi değildir.

Takip ve Prognoz

Tükürük bezi tümörü tedavisinin ardından hastaların düzenli takip altında olması hayati önem taşır. Bu takip, olası nüksleri veya yeni tümör oluşumlarını erken evrede tespit etmek için fizik muayeneleri, görüntüleme testlerini ve gerektiğinde biyopsileri içerir. Prognoz, tümörün tipine, evresine, malignite derecesine ve cerrahi tedaviye yanıtına bağlı olarak değişir. Sublingual tümörlerin daha yüksek malignite potansiyeli, bu grubun daha yakın takip edilmesini gerektirir.

Sonuç

Submandibular ve sublingual tükürük bezi tümörleri, nadir görülmelerine rağmen önemli klinik durumları temsil eder. Sublingual tümörlerin daha yüksek malignite potansiyeli, erken ve agresif tanı ile tedaviyi zorunlu kılar. Her iki tümör türünde de erken tanı, doğru evreleme ve multidisipliner bir yaklaşımla uygulanan cerrahi tedavi, hastaların prognozunu iyileştirmede kilit rol oynamaktadır. Tükürük bezlerindeki herhangi bir şişlik veya şüpheli belirti durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak, sağlıklı bir gelecek için atılacak en önemli adımdır.

Son güncelleme:
Paylaş:

Kanser İçerikleri