İşteBuDoktor Logo İndir

Subkütan İmmünoterapi Tedavisi: Kimler İçin Uygun, Kimler Kaçınmalı?

Subkütan İmmünoterapi Tedavisi: Kimler İçin Uygun, Kimler Kaçınmalı?

Alerjiler, dünya genelinde milyonlarca insanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen yaygın sağlık sorunlarıdır. Hapşırma, burun akıntısı, göz kaşıntısı, nefes darlığı gibi semptomlar günlük aktiviteleri kısıtlayabilir. Bu tür kronik alerjilerle mücadele edenler için subkütan immünoterapi tedavisi (halk arasında alerji aşısı olarak da bilinir) umut vadeden bir çözüm sunmaktadır. Ancak bu tedavi, herkes için uygun olmayabilir. Peki, subkütan immünoterapi kimler için uygun? Kimlerin bu tedaviden kaçınması gerekli? Bu makalede, bu soruların yanıtlarını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.

Subkütan İmmünoterapi Nedir ve Nasıl Çalışır?

Subkütan immünoterapi (SCIT), alerjik reaksiyonlara neden olan maddelere (alerjenlere) karşı vücudun bağışıklık sistemini yeniden eğitmeyi amaçlayan uzun süreli bir tedavi yöntemidir. Temel prensip, hastaya alerjik olduğu alerjenin giderek artan dozlarda enjekte edilmesidir. Bu süreç, vücudun alerjene karşı tolerans geliştirmesini sağlar ve alerjik semptomların şiddetini azaltır ya da tamamen ortadan kaldırır.

Tedavinin Aşamaları:

  • Başlangıç (Doz Artırım) Fazı: Genellikle haftalık veya iki haftalık aralıklarla, alerjenin dozu yavaşça artırılır. Bu faz, vücudun alerjene adaptasyonunu sağlamak içindir.
  • İdame (Koruma) Fazı: Maksimum tolere edilebilir doza ulaşıldığında, enjeksiyonlar daha seyrek (genellikle ayda bir) yapılır. Bu faz, bağışıklık sisteminin uzun vadeli toleransını sürdürmeyi amaçlar ve genellikle 3-5 yıl devam eder.

SCIT, alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik konjonktivit ve alerjik astım gibi durumların tedavisinde oldukça etkilidir. Bağışıklık sistemini değiştirmesi sayesinde, sadece semptomları baskılamakla kalmaz, aynı zamanda hastalığın doğal seyrini de değiştirerek kalıcı bir iyileşme potansiyeli sunar. Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için Wikipedia'nın immünoterapi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Subkütan İmmünoterapi Kimler İçin Uygundur?

Subkütan immünoterapi, belirli kriterlere uyan alerji hastaları için etkili bir seçenek olabilir. Uzman doktor tarafından yapılacak detaylı bir değerlendirme sonucunda uygunluk belirlenir.

Uygun Adaylar Genellikle Şunlardır:

  • Şiddetli ve Kronik Alerjileri Olanlar: Alerjik rinit, alerjik konjonktivit veya hafif-orta dereceli alerjik astımı olan ve ilaç tedavisine yeterli yanıt vermeyen kişiler.
  • Alerjen Kaynağı Belirlenmiş Kişiler: Polenler, ev tozu akarları, kedi-köpek tüyleri, arı zehiri gibi belirli alerjenlere karşı alerjisi olduğu testlerle kanıtlanmış bireyler.
  • İlaç Tedavisinin Yetersiz Kaldığı Durumlar: Antihistaminikler, nazal spreyler gibi standart tedavilerle semptomları kontrol altına alınamayan hastalar.
  • İlaç Yan Etkilerinden Kaçınmak İsteyenler: Uzun süreli ilaç kullanımının yan etkilerinden rahatsız olan veya ilaç kullanmak istemeyenler.
  • Çocuklar ve Gençler: Genellikle 5 yaşından büyük çocuklar ve gençler için uygun kabul edilir, çünkü bu yaş grubunda astım gelişimini önlemede veya mevcut astımı kontrol altına almada önemli faydalar sağlayabilir.
  • Arı Zehiri Alerjisi Olanlar: Şiddetli sistemik reaksiyonlar geliştiren arı zehiri alerjisi olanlar için hayat kurtarıcı bir tedavi yöntemidir.

Subkütan İmmünoterapi Kimler İçin Sakıncalıdır (Kaçınmalı)?

Her tedavi yönteminde olduğu gibi, subkütan immünoterapinin de bazı riskleri ve kontrendikasyonları bulunmaktadır. Tedaviye başlamadan önce bu durumların dikkatlice değerlendirilmesi kritik öneme sahiptir.

Kaçınılması Gereken Durumlar ve Risk Faktörleri:

  • Kontrol Altında Olmayan Astım: Şiddetli, kontrolsüz astımı olan hastalar için immünoterapi riski artırabilir ve önerilmez. Astım semptomlarının iyi bir şekilde kontrol altına alınması tedavi öncesi şarttır.
  • Ciddi Kalp ve Damar Hastalıkları: Kalp krizi, felç öyküsü veya ciddi hipertansiyon gibi kardiyovasküler rahatsızlıkları olan kişilerde, olası sistemik reaksiyonlar daha tehlikeli olabilir.
  • Otoimmün Hastalıklar: Lupus, romatoid artrit gibi otoimmün hastalıkları olan kişilerde immün sistemin daha da uyarılması istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu durumlar, tedaviyi genellikle kontrendike kılar.
  • Kanser: Aktif kanser tedavisi gören veya belirli kanser türlerine sahip hastalar için immünoterapi genellikle önerilmez.
  • Beta Bloker İlaç Kullanımı: Beta bloker kullanan kişilerde, olası anafilaktik reaksiyonların tedavisinde kullanılan adrenalin etkisiz hale gelebileceğinden, bu ilaçları kullananlara immünoterapi uygulanmaz.
  • Bağışıklık Sistemi Baskılayıcı İlaçlar: Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar (immünsüpresanlar) kullanan kişilerde tedavinin etkinliği azalabilir veya komplikasyon riski artabilir.
  • Gebelik: Gebelik sırasında immünoterapiye başlanması önerilmez. Ancak, tedaviye gebelikten önce başlanmış ve iyi tolere edilmişse, devam edilebilir. Yeni bir tedaviye başlanması veya doz artırımının yapılması riskli bulunabilir.
  • Yetersiz Hasta Uyumu: İmmünoterapi uzun süreli ve düzenli takip gerektiren bir tedavidir. Tedaviye uyum sağlayamayacak kişilerde başarı şansı düşüktür.

Her bireyin durumu farklı olduğundan, immünoterapiye uygun olup olmadığını belirlemek için mutlaka bir alerji ve immünoloji uzmanına danışmak gereklidir. Uzmanlar, hastanın tıbbi geçmişini, alerji test sonuçlarını ve genel sağlık durumunu değerlendirerek en doğru kararı verecektir. Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı'nın alerji aşısı hakkındaki sıkça sorulan sorular bölümü de ek bilgi sağlayabilir.

Sonuç

Subkütan immünoterapi tedavisi, kronik ve şiddetli alerjileri olan birçok kişi için hayat değiştiren bir seçenek sunmaktadır. Alerjilerin sadece semptomlarını değil, kök nedenini hedefleyerek uzun süreli rahatlama sağlayabilir. Ancak, tedavinin uygunluğu kişiden kişiye değişir ve bazı sağlık durumları için kesinlikle önerilmez. Kontrolsüz astım, ciddi kalp hastalıkları, otoimmün rahatsızlıklar ve beta bloker kullanımı gibi durumlar, immünoterapiden kaçınılması gereken önemli faktörlerdir. Bu nedenle, alerji semptomlarınız varsa ve bu tedavi seçeneğini düşünüyorsanız, mutlaka bir alerji uzmanı ile görüşerek kişiselleştirilmiş bir değerlendirme ve yönlendirme almanız büyük önem taşımaktadır.

Son güncelleme:
Paylaş:

Kanser İçerikleri