İşteBuDoktor Logo İndir

Sedef Hastalığında Fototerapi: Tedavi Süreci, Etkinliği ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Sedef Hastalığında Fototerapi: Tedavi Süreci, Etkinliği ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Sedef hastalığı, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, kronik ve tekrarlayıcı bir deri rahatsızlığıdır. Kırmızı, pullu plaklar ve kaşıntıyla kendini gösteren bu durum, bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir. Geleneksel tedavi yöntemlerinin yanı sıra, tıp dünyası sürekli yeni ve etkili çözümler aramaktadır. Bu çözümlerden biri de, uzun yıllardır başarıyla uygulanan fototerapidir. Sedef hastalığında fototerapi, kontrollü ultraviyole (UV) ışınları kullanılarak cilt hücrelerinin anormal büyümesini yavaşlatmayı ve inflamasyonu azaltmayı amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Peki, bu tedavi süreci nasıl işler, etkinliği ne düzeydedir ve tedavi sırasında dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? Bu makalede, fototerapinin sedef tedavisindeki yerini derinlemesine inceleyeceğiz.

Sedef Hastalığı Nedir ve Neden Fototerapi?

Sedef hastalığı (psoriasis), bağışıklık sisteminin kendi deri hücrelerine saldırması sonucu ortaya çıkan otoimmün bir hastalıktır. Normalde cilt hücreleri yaklaşık bir ayda yenilenirken, sedef hastalarında bu süre birkaç güne iner. Bu hızlı hücre döngüsü, deride kalın, gümüşi pullarla kaplı kırmızı lezyonların oluşumuna neden olur. Sedef hastalığı hakkında daha fazla bilgiye Wikipedia'dan ulaşabilirsiniz.

Fototerapi, bu anormal hücre büyümesini ultraviyole (UV) ışınları aracılığıyla yavaşlatır. UV ışınları, derideki inflamasyonu azaltan ve aşırı çoğalan T hücrelerini baskılayan bir etki gösterir. Sistemik ilaçların yan etkilerinden kaçınmak isteyen veya diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalar için fototerapi, oldukça cazip bir alternatif sunar.

Fototerapi Çeşitleri ve Uygulama Şekilleri

Sedef tedavisinde kullanılan başlıca fototerapi çeşitleri, ışığın dalga boyuna ve uygulama şekline göre farklılık gösterir:

Geniş Bant UVB (BB-UVB)

Geniş bant UVB, 290-320 nm aralığındaki ultraviyole B ışınlarını kullanır. Cildin üst katmanlarına etki ederek hücre büyümesini yavaşlatır. Genellikle hastane veya klinik ortamında özel kabinlerde uygulanır. Tedavi süresi ve dozu, hastanın cilt tipine ve sedefin şiddetine göre ayarlanır. Yan etkileri arasında güneş yanığına benzer kızarıklık ve kaşıntı görülebilir.

Dar Bant UVB (NB-UVB)

Dar bant UVB (311-312 nm), geniş bant UVB'ye göre daha spesifik bir dalga boyu kullanır ve bu sayede daha etkili ve daha az yan etkili kabul edilir. Sedef tedavisinde en yaygın ve güvenilir fototerapi yöntemlerinden biridir. Tedavi genellikle haftada 2-3 seans şeklinde uygulanır ve iyileşme belirtileri genellikle birkaç hafta içinde görülmeye başlar. NB-UVB, geniş alanlı sedef plaklarının tedavisinde oldukça başarılıdır ve özellikle sistemik tedaviler için uygun olmayan hastalar için iyi bir seçenektir.

PUVA (Psoralen + UVA)

PUVA tedavisi, cildin ultraviyole A (UVA) ışınlarına karşı duyarlılığını artıran psoralen adlı bir ilacın oral yolla alınması veya cilde sürülmesi sonrası UVA ışığına maruz bırakılması prensibine dayanır. Psoralen, ışığın deriye daha derinlemesine nüfuz etmesini sağlayarak daha şiddetli veya dirençli sedef vakalarında etkili olabilir. Ancak PUVA'nın yan etkileri, özellikle uzun dönemde cilt kanseri riski ve katarakt oluşumu açısından NB-UVB'ye göre daha yüksek olabilir. Bu nedenle, PUVA genellikle diğer tedavilere yanıt vermeyen durumlarda tercih edilir ve dikkatli takip gerektirir.

Hedefe Yönelik Fototerapi (Excimer Lazer/Lamba)

Bu yöntem, yalnızca sedefli bölgelere yoğunlaştırılmış UV ışınları uygulayarak sağlıklı cildin korunmasını sağlar. Özellikle küçük, lokalize sedef plakları veya saçlı derideki sedef için idealdir. Excimer lazer veya lamba, yüksek dozda NB-UVB ışığını doğrudan lezyonlara ileterek daha hızlı ve etkili sonuçlar verebilir. Sağlıklı dokulara zarar verme riski minimize edilmiştir.

Fototerapi Tedavi Süreci ve Beklentiler

Fototerapiye başlamadan önce bir dermatolog tarafından detaylı bir muayene yapılır. Bu muayenede cilt tipi, sedefin yaygınlığı ve şiddeti değerlendirilir. Amerikan Dermatoloji Akademisi (AAD) gibi güvenilir kaynaklar fototerapi süreci hakkında detaylı bilgiler sunar.

Tedavi, genellikle haftada 2 ila 3 kez, özel bir fototerapi kabininde veya hedefe yönelik cihazlarla uygulanır. Her seans birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar sürebilir ve dozaj, ciltte hafif bir pembeleşme (eritem) oluşacak şekilde kademeli olarak artırılır. İlk haftalarda sedefin biraz daha kötüleştiği gözlemlenebilir, ancak düzenli tedaviyle birlikte lezyonlarda belirgin bir iyileşme başlar. Tam yanıt elde etmek genellikle 15 ila 30 seans veya birkaç ay sürebilir. İyileşme sağlandıktan sonra, bazı hastalarda nüksleri önlemek için idame tedavisi uygulanabilir.

Fototerapi ile hastaların büyük bir çoğunluğunda sedef plaklarında %70 ila %90 oranında iyileşme görülür. Ancak tedavinin etkinliği kişiden kişiye değişebilir ve bazı hastalarda daha az başarılı olabilir.

Fototerapi Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Fototerapi etkili bir tedavi olsa da, bazı önemli noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir:

Güneş Yanığı ve Cilt Hasarı Riskleri

UV ışınlarına maruz kalmak, güneş yanığına benzer kızarıklık, kaşıntı ve ağrıya neden olabilir. Tedavi sırasında gözleri korumak için özel gözlükler kullanılmalı, genital bölgeler gibi hassas alanlar örtülmelidir. Dozajın doğru ayarlanması ve kademeli artırılması, cilt hasarını minimize etmek için kritik öneme sahiptir.

Uzun Dönem Yan Etkiler ve Kontroller

Uzun süreli ve yüksek kümülatif dozlarda fototerapi (özellikle PUVA), cilt yaşlanmasını hızlandırabilir ve cilt kanseri (bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom) riskini artırabilir. Bu nedenle, tedavi gören hastaların düzenli olarak dermatolog kontrolünden geçmeleri ve ciltlerindeki herhangi bir değişikliği bildirmeleri çok önemlidir. Katarakt riski de PUVA ile ilişkilidir, bu nedenle göz kontrolleri ihmal edilmemelidir.

Tedavi Öncesi ve Sonrası Bakım

Cildin nemli tutulması, fototerapiye yanıtı artırabilir ve yan etkileri azaltabilir. Tedavi seanslarından önce cildi aşırı nemlendirmemek, ışığın nüfuzunu engellememek adına önemlidir. Tedavi sonrası nemlendirici kullanımı ise cildin iyileşmesine yardımcı olur. Tedavi dışındaki zamanlarda güneşten korunmak ve yüksek faktörlü güneş kremi kullanmak, cildin aşırı UV maruziyetini önlemek için hayati önem taşır. Ayrıca, bazı ilaçlar (antibiyotikler, diüretikler gibi) cildi ışığa karşı daha duyarlı hale getirebilir; bu tür ilaçlar kullanılıyorsa doktor bilgilendirilmelidir.

Kimler İçin Uygun Değildir?

Fototerapi, cilt kanseri öyküsü olanlar, ışığa duyarlılığı artıran genetik hastalıklara (örn. kseroderma pigmentozum) sahip olanlar ve bazı ciddi sistemik hastalıkları olan kişiler için uygun olmayabilir. Hamileler ve emziren anneler için de doktor gözetiminde dikkatli bir değerlendirme yapılması gerekir.

Sonuç

Sedef hastalığında fototerapi, doğru uygulandığında oldukça etkili ve güvenilir bir tedavi seçeneğidir. Dar Bant UVB, PUVA ve hedefe yönelik fototerapi gibi çeşitli yöntemler, hastalığın tipine ve şiddetine göre kişiselleştirilmiş tedavi imkanları sunar. Ancak her tıbbi tedavide olduğu gibi, fototerapinin de potansiyel riskleri ve yan etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle, tedaviye başlamadan önce mutlaka bir dermatolog ile detaylı bir görüşme yapılmalı, tedavi süreci boyunca doktorun önerilerine sıkı sıkıya uyulmalı ve düzenli kontroller aksatılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, sedef hastalığı yönetilebilir bir durumdur ve fototerapi, yaşam kalitesini artırmada önemli bir rol oynayabilir.

Son güncelleme:
Paylaş:

Kanser İçerikleri