MEVSİMSEL DEPRESYONA
Sonbahar ve kış aylarında her iki kişiden biri mevsimsel depresyon yaşamaktadır ve bu durum kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla görülmektedir.
Mevsimsel depresyonun, beynin sonbahar ve kış aylarında gün ışığının azalmasına verdiği tepki ile tetiklendiği düşünülmektedir. Beyinde bulunan iki özel kimyasal madde olan serotonin ve melatonin düzeyindeki değişikliklerin mevsimsel depresyonla bağlantılı olduğuna inanılmaktadır. Melatonin uykuyla bağlantılı bir hormondur. Karanlıkta veya gündüzler kısaldığında vücut büyük miktarlarda melatonin üretir ve bu yüksek düzeydeki melatonin insanda uyku hali, rehavet ve uyuşukluğa neden olur.
Beyindeki kimyasal bir madde olan serotonin ise insanın ruh halini etkiler. Güneş ışığına maruz kalındığında serotonin üretimi artar. Sonbahar ve kış aylarında günler kısalmaya başladığından, vücuttaki serotonin miktarında düşüş olur. Dolayısıyla yaşanan çökkünlük durumu, serotonin seviyesindeki düşüşle de açıklanabilir.
Mevsimsel depresyonun belirtileri nelerdir:
Aşırı yorgunluk, uyku süresinde artış
İştah ve kilo artışı
Çökkün duygu durumu, mutsuzluk, endişe
Enerji eksikliği
Güvensizlik, değersizlik ve suçluluk duyguları
Sosyal hayattan kendini geri çekme
Önceleri zevk alınan şeylerden artık zevk alamama
Konsantrasyon zorluğu
Cinsel isteksizlik
Mevsimsel depresyon açısından bakıldığında, yukarıdaki belirtilerden en çok iştah artışı, uyku ihtiyacı, enerji ve keyif düzeyinde azalma görülür. Ayrıca bu belirtilerden en az beşi hissediliyorsa, mevsimsel depresyon yaşanıp yaşanmadığı değerlendirilmelidir.
Mevsimsel depresyonu diğer depresyon biçimlerinden ayıran farklılıklar:
En az iki yıl arka arkaya, yılın aynı zamanında depresyon bulgularına sahip olunması
Depresyon dönemlerinin ardından depresyon olmayan dönemlerin gelmesi
Ruh halindeki ve davranışlardaki değişikliği açıklayacak başka bir neden olmaması
Alınacak önlemler:
Hava güneşli olmasa da sabah veya öğlen saatlerinde 25-30 dakika dışarıda yürüyüş yaparak güneş ışığından faydalanmak
Düzenli olarak spor yapmak
Sabah yataktan erken kalkmak ve gün ışığından faydalanmak
Sağlıklı beslenmek (karbonhidrat ve şeker alımının kontrol altında tutulması)
Besim takviyesi olarak multi vitamin kullanmak (özellikle B vitamini eksikliğinin olup olmadığının kontrol altında tutulması)
Çalışma ortamlarında gerekli ışık ihtiyacının karşılanması ve ortamın ısı ayarının kontrol altında tutulması
Akşam saatlerinde floresan ışık yerine güneş ışığı renginde olan ampullerin kullanılması
Bütün bu sıralanan önlemler kişi üzerinde olumlu bir etki sağlayamadığı takdirde, daha detaylı değerlendirilmesi için konunun uzmanına başvurulması gerekmektedir. Uygulanan tedaviler arasında psikiyatrik destek, psikoterapi ve ışık terapisi yer almaktadır.
UZM. PSK. SERRA KAMPEAS