İşteBuDoktor İndir
Depresyon, modern çağın en yaygın ve hakkında fazla konuşulan hastalığıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya üzerinde 350 milyon kişi depresyon yaşamaktadır. Majör depresif bozukluk, distimik bozukluk, madde kaynaklı depresyon, doğum sonrası depresyon, premenstrüel depresyon gibi birkaç alt grupta toplanmıştır. DSM-V kriterlerine göre, majör depresyon tanısı konması için, aşağıda sıralanan durumlardan 5’inin 15 gün boyunca devam etmesi gerekmektedir. İlgi ve istek azalması Depresif duygulanım İştah azalması veya artması Uykuda azalma veya artma Enerji azalması, yorgunluk Hareketlerde yavaşlama Suçlu, değersiz, mutsuzluk  hissetme Konsantrasyon güçlüğü İntihar eğilimi Araştırmalara göre, depresyonun 30’lu yaşlarda yaygın görüldüğü gibi, ergenlik döneminin tetikleyici olduğu, yaşlılık döneminde de depresyon riskinin oldukça arttığı görülmektedir. Yapılan istatistik çalışmalarında kadınların erkeklere oranla daha fazla depresyona girdiği, evliliğin erkekler için iyileştirici etkisi varken kadınlar için risk faktörü olduğu literatüre işlenmiştir. Depresyon, işlev kaybına neden olan hastalıklar arasında dördüncü sırayı almaktadır. Bu sebeple dünya ekonomisinin uğradığı kayıp hiç de azımsanacak cinsten değildir. Depresyonda intihar girişimlerine sıklıkla rastlanmaktadır. İntihar düşüncesinin olması dahi dikkate alınması gereken bir unsurdur. Daha ileri seviyelerde yeme içmeyi tamamen reddetme davranışı görülebilir. Şehirleşmenin hızla artması ile insan yaşantısının niteliği değişip, ruhsal mekanizmanın, özünden kopması hızlanmıştır. Onaylanma, beğenilme, istenileni elde etme çabası mutluluğun yegane şartı haline gelmiştir. ‘Öteki’ odaklı ve pürüzsüz hayat arayışı, depresyonun neredeyse temel duygusu olan değersizliğin tohumlarına dönüşmüştür. Bu sebeple depresyonda ilaç destekli psikoterapi süreci, tedavi hususunda en etkili yoldur.