İşteBuDoktor İndir
Huzursuz ve baskıcı ev ortamı; psikoz ( şizofreni bunlardan biri) oluşması için uygun bir zemin oluşturuyor. Zira geçen 5 yıla göre çok fazla şizofreni  tanısı almış çocuk ve ergen görüyorum. Çocuklar en çok kendi ailelerinden zarar görüyorlar. En çok kendi ailesi tarafından tacize uğruyor, duyguları ile oynanıyor, rencide ediliyor, tehdit ediliyor, yaşam sevinci elinden alınıyor. (İlgilenenler; bu konuyla ilgili sayısız çalışmaya pubmed üzerinden ulaşabilirler). Aile zorbalığı, akran zorbalığından daha fazla görülen bir olgu. Fakat kimse bunu konuşamıyor. Hükümetler  aile içi çatışmalarla boğuşan insanların daha kolay yönetilebileceğinin farkında olduğu için müdahale etmiyor, bazen de destekliyor. Çocuğun terapisti, ebeveynlerin kendisini beğenmemesinden ve olumsuz yorum yapmasından çekiniyor. Ailenin  arkadaşları ve akrabaları ise kendi çıkar ilişkileri ve sorumluluktan kaçmak için  zorbalık yapan bu insanların davranışlarını görmezden geliyorlar.  Bazı sorumluluk sahibi aktivist, terapist ve öğretmenler dışında bu konuyu dillendiren yok gibi. Onlarda aile kutsallığını yıktıkları gerekçesiyle dışlanıyor, şikayet ediliyor. Çünkü çocuk istismarı aile tarafından yapılınca kutsal oluyor toplumun gözünde.  Sanılanın aksine aile zorbalığı sadece muhafazakar ailelerde görülmüyor, kendini demokrat gören birçok ailede evde çocuklara nefes aldırmıyor.  Zorbalık; çocuk iken yeterli şefkat, takdir, huzur, adalet olmayan ortamlarda büyüyen bir durum. Anne ve babanın inancı, ait hissettiği parti ; çocuğu istismar  etmesini engelleyen bir durum değil. Ebeveynler istismar için mutlaka haklı sebep bulabiliyorlar. Bizim nesil “okuyup adam olduğunda” yani çaba gösterdiğinde üniversitede okuma, iş imkanı, evden ayrılabilmek için yeterli para gibi hedeflere ulaşabiliyordu.  Maalesef ekonomik kriz, liyakatsiz işe almalar, adalete güvensizlik ile yeni neslin üniversitede okumak  ya da çalışarak hayatını kazanmak, iş bulabilmek gibi hayalleri yok. Çalışsa bile kendi evini kuracak maddi güce on yıllarca çalıştıktan sonra ulaşabilecek.  Huzursuz olduğu bu “aile” ortamında uzun süre daha kalmak zorunda kalacak.  Korkarım ki bu durumdaki gençlerle ilgili intihar haberleri ile daha sık karşılaşacağız. Haberlerde yer almayacak diğer bir durum ise  bu çocukların büyük kısmının şizofreni tanısıyla takip edilecek olmaları. Sık sık hastaneye yatışlar, hayattan kopuk ve ailenin bakımına muhtaç bir ruh hali bu çocuklara mirasımız. Aile içi şiddette ebeveynlerin terapi ile düzelmesi neredeyse mümkün değil. Hz. Musa’nın kendine sürekli isyan eden İsrailoğullarına verdiği 40 yıl ceza, yani mukaddes yere sadece yeni neslin ulaşacak olması gibi bizim nesilin mutlu olma ve kendini değiştirebilme şansı kalmadı. Ama yeni nesil bizim  yapamadığımızı yapabilir ve mutlu olabilir. Bunun için çocuk ve gençlere maddi ve manevi destek vermek; hayata kazandırmak, bireysel çabalarını desteklemek hedef olmalı. Yeni neslin de kuracakları ailelerde aynı hataları yapmamaları için adalet ile ilgili yapısal problemlerin çözülmesi, çocuk ve ergeni destekleyecek reformların yapılması gerekmektedir.