Hepimiz hayatımızda zorluklarla karşılaşıyoruz. Bazılarını öngörebiliyoruz, bazıları ise beklenmedik sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Tecrübelerimizin büyük bir kısmını yaşadığımız zorluklardan sonra ediniyoruz. Hayatımızı etkileyen zorlayıcı olaylar, vereceğimiz tepkilerle öğrenme ve gelişim fırsatına da dönüşme potansiyeline sahip. Kimileri hayatın zorluklarıyla karşılaşmaya çocukluk yıllarında başlıyor. Maddi sıkıntılar, anne-baba ayrılığı, okulda başarısızlık, aile bireylerinden birinin kaybı gibi durumlar hayatımızı etkileyen izler bırakıyor. Fakat yaşadığı zorluklara rağmen bazı çocuklar mutlu insan olmayı başarabiliyor. Benzer şekilde çok sayıda sorunla karşılaşan yetişkinlerinde bu durumların üstesinden geldiklerini ve hayat mücadelesini sürdürdüklerini görüyoruz.
Problemler karşısında kimileri bu süreci kendi yeteneklerini keşfederek, çözüm odaklı ve yaratıcı bir şekilde geçiriyor. Kimileri de içsel yolculuğunda bazı sorular soruyor kendine:
• Başkaları sorunlarına rağmen mutluyken ben neden yapamıyorum?
• Niçin bazıları bana göre daha dayanıklı?
• Niye bazıları hemen toparlanabiliyor da ben hala kötüyüm?
• Ben neden strese bu kadar dayanıksızım?
Bu soruların hayatımızda ve hayatımızla ilgili önemli bir cevabı var: Psikolojik sağlamlık…
Psikolojik sağlamlık nedir?
Psikolojik sağlamlık, değişen durumlara tepki göstermede esneklik ve olumsuz deneyimlerden çıkıp kendini toparlama becerisidir bireyler sorunlar karşısında etkili çözüm yolları bulmaya çalışırlar, uyum sağlama becerileri yüksektir, bu nedenle hayata ve geleceğe karşı iyimserdirler. Psikolojik sağlamlık ancak travmatik olaylar yaşandıktan sonra farkına varılacak bir şeydir.
“Hayat iyi kartlara sahip olma değil, bazen kötü bir eli iyi oynama meselesidir.”
Jack London
Hangi özellikleri taşıyan insanlar kendini toparlama gücüne sahip?
Kendini toparlama gücü yüksek bireyler; zeki, özsaygıları olan, içten denetimli, sorun çözmede becerikli, iyimser, mizah anlayışları yüksek, kolay iletişim kurabilen, sosyal desteklere, rol modellere sahip olan kişilerdir.
Psikolojik sağlamlığı yüksek olan kişiler esnek bir kaleme benzerler aslında. Sert bir tahta bükmeye çalıştığımız zaman kırılır, esnek bir kalem ise büktüğümüzde eğri bir şekil alsa da bıraktığımız zaman eski haline dönebilir. Psikolojik sağlamlığı iyi olanlar olumsuzluklar karşısında eğilip bükülse de eski haline dönebilme becerisine sahiptir.
Anlam arayışı
Psikolojik sağlamlılık “zor zamanlardan anlam çıkarma” ile yakından ilişkili. Kendini toparlama gücüne sahip kişiler zor bir durumun içindeyken “Neden benim başıma geldi?” diye yakınmaktansa sahip olduğu değerler ile hayatına anlam katmayı ve zorlukların üstesinden gelmeyi bilirler.
Sonuç olarak psikolojik sağlamlığı yüksek kişiler gerçeklerle yüzleşen, çözüm odaklı ve “ümitvar” kişilerdir.
Kısa bir öykü
Patates Yumurta ve Kahve
Bir gün genç kız babasına ağlayarak gelir ve hayatının berbat olduğunu ve zorlukların nasıl üstesinden geleceğini bilemediğini söyler. Gün boyunca karşılaştığı zorlukların onu çok yorduğunu, sanki sürekli olarak problemlerle uğraşıp durduğunu söyler.
Kızını dikkatle ve sevgiyle dinleyen baba, aşçı olduğu için kendi yöntemleriyle kızına yardımcı olmaya çalışır ve onu mutfağa götürür.
Aşçı baba, üç tane tencerenin içine su koyar ve birinci tencereye patates, ikinci tencereye yumurta ve üçüncü tencereye de kahve çekirdeği koyarak hepsinin altındaki ateşi de açar. Daha sonra sessizce yerine oturur ve suyun kaynamasını bekler. Genç kız babasının ne yaptığını anlamaz ama sabırla beklemeye devam eder. Yaklaşık 20 dakika sonra, ocağın altını söndüren baba, tenceredekileri tek tek farklı kâselerin içine koyar ve kızına sorar:
“Ne görüyorsun?”
Hala merak içinde olan kız cevap verir: “patates, yumurta ve kahve”
Babası: “Daha yakından bak” der ve açıklamaya başlar: “Patates, yumurta ve kahve çekirdeği, hepsi aynı derecede bir zorlukla karşılaştı. Ama hepsinin bu zorluk karşısındaki tepkisi farklı oldu. Patates, suya girdiğinde oldukça güçlüydü ama yaşadığı zorluk karşısında yumuşak ve zayıf oldu. Yumurta suya girdiğinde kırılgandı ve korumasızdı ancak yaşadığı zorluk karşısında sertleşti, katılaştı. Kahve çekirdeği ise diğer ikisinden bambaşka bir tepki gösterdi. Kaynayan suya maruz kalınca suyun rengini ve tadını değiştirerek içinde bulunduğu suyu tamamen değiştirdi, ortaya yepyeni bir şey çıkardı.”
“Peki, sen hangisisin?” “Yaşadığın zor durumlar karşısında nasıl bir tepki vermeyi seçiyorsun?” “Patates misin, yumurta mısın yoksa bir kahve çekirdeği mi?”