İşteBuDoktor İndir

   Kriz Psikolojisi :

Kriz, pek çok kültürde farklı durumları ve olayları belirtmekte olup günümüzün dinamik hayat şartları sonucu sıklıkla kullanılmaya başlandı. Örneğin İngilizcede kriz: bir karar, yargı zamanı iyi ya da kötü sonlanabilecek bir değişim için dönüm noktası olarak kullanılırken eski bir Çin atasözünde ise tehdit ve aynı zamanda bir fırsat için de kullanılmıştır. 

Kriz, düzenli giden bir durumda meydana gelen bir bozukluktur. Bu sözcüğü genellikle acil ve stresli bir durumla karşılaştığımızda kullanırız. Ayrıca birçok konuda olağanüstü bir durumu belirtmek üzere kullanılır ve çoğunlukla bireysel düzeyde stresli hayat olaylarıyla ilişkilendirilir. Kişinin kendi baş etme mekanizmaları ile sorunun algılanan güçlüğü arasında bir dengesizlik olduğunda kriz durumu gelişecektir. Kriz anında birey, olası bir çözümün görülemediği bir durumla karşı karşıyadır. Gerginlik yaratan bir durumun etkilerinin hissedilmesi ile sorunun çözümü arasında yer alan üç önemli denge öğesi vardır. Bunlar ; bireyin olayı ele alış biçimi, çevresinde desteği sağlayacak kişilerin olup olmaması ve uyum mekanizmalarıdır. Bu öğelerden birinin ya da birkaçının etkinliğini yitirmesi doğrudan bir krizin başlangıcı ile bağlantılıdır. 

    Kriz Türleri :
Günlük hayatta yabancısı olmadığımız kriz durumu; ekonomik kriz, sinir krizi, sosyal kriz ve kalp krizi gibi kullanımlarıyla dilimize girmiştir. Ruh sağlığı alanında önemli bir yeri olan kriz kavramı ve krize müdahale, II. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda gündeme gelmiştir.
Hayat; iniş - çıkışlarla ve sürekliliği tehdit eden deneyimlerle doludur. Her insan, hayat mücadelesinde pek çok zorlu deneyimden geçer ve bu süreçte baş etmesi gereken sayısız olay ve sorunla karşılaşır. İnsanların karşılaştığı zorlayıcı olaylar, bedensel boyutta olduğu kadar duygusal ve bilişsel boyutta da etki yaratır. 
Bizim öncelikle ele aldığımız kriz türü olan ruhsal ve toplumsal krizler, insan hayatında ciddi ve keskin bir dönüm noktasını belirleyen durumlardır. İnsanın var oluşuna bir tehdit olup bu durum karşısında harekete geçme zorunluluğunu ortaya çıkarır. Bu bağlamda kriz, bireyin alışılmış sorun çözme becerilerini kullanarak kargaşa yaratan ve alışılmamış bir duruma karşı psikolojik tepki verme halidir. Bu tür durumlarda bireyin hayat tecrübeleri, yaşanan kriz karşısında genellikle yetersiz kalmakta ve mevcut kriz hali başka bir boyuta evrilmektedir. 

  Krizin Sınıflandırılması :
Krizler; gelişimsel ve travmatik olarak iki başlık altında tasnif edilir. Gelişimsel krizler normal hayat döngüsünde yaşanmakta olup yavaş gelişirler. Hayatın evrelerinde, bireyin o dönem için üstesinden gelmek zorunda kaldığı belirli çıkmazlar ortaya çıkabilmektedir. Gelişimsel geçişlerde bireylerin genellikle o güne kadar içinde bulunduğu bir rolde, kendine ve çevreye ilişkin tutumlarında ve beden imgesinde stres yaratan değişimler kriz olasılığı taşıyan dönüm noktalarıdır. Ancak bu dönüm noktaları bazen doğal kabul edilecek bir kargaşa ile veya stresli durumu aşamayıp bireyin hayatında alt üst olma hali ile sonuçlanabilir. Özellikle olgunlaşma sürecinde kriz oluşturabilecek nitelikte olan olaylar destek eksikliği sonucunda krize yol açabilir. Travmatik krizlerden farklı olarak gelişimsel krizde önceden hazırlanma veya bağışıklık kazanabilme durumu söz konusudur. 
Travmatik krizler; birdenbire ortaya çıkan, acı verici ve bireyin psikolojik durumunu, toplumsal kimliğini, güvenliğini ve iyilik halini tehdit etmektedir.  Kriz durumuna yol açan travmatik olaylar ani ve beklenmedik olduğundan insanların bu duruma hazırlanma fırsatı olamaz. Travmatik krizler olgunlaşma sürecinde yaşanan kriz durumlarından farklı özellikler taşır. Örneğin ani ve acil bir  durum niteliğinde olması en belirgin özelliklerdir. 
Gelişimsel ya da travmatik krizler insanın biyolojik, ruhsal ve toplumsal işleyişini tehdit edici özelliktedir. Bu sebeple kriz yaşantısı insanların incinebilirliğine gebedir.

Göreceli Bir Kavram Olarak Kriz :

İnsanoğlu; hayatının belli bir döneminde denetlenemeyen acı verici, ani, beklenmedik bir olayla karşılaşabilir. Bu olağandışı olay; bireyin biyolojik, ruhsal ve toplumsal işleyişini etkileyerek bozabilir. İnsanlar hayatları boyunca hastalanma, bir yakınını kaybetme travma sonucu sakatlanma, iflas etme ya da doğal afetlerde çok yönlü kayıplara uğrama gibi çalkantılı dönemler yaşayabilir. Bu zorlayıcı hayat olayları bireyin mevcut düzenini değiştirir ve yeni bir düzen zorunluluğunu ortaya çıkarır. Bu duruma karşı herkesin uyum süreci farklı farklıdır. Bazı kimseler, sarsıcı deneyimlere karşı çevresel kaynaklarını ve kişisel dirayetlerini kullanarak aşabilir ancak belli bir oranda sorunların kişiyi aştığı ve kriz durumuna dönüştüğü görülür. O anda birey, ani bir alt üst olma hali yaşar ve kendini yetersiz, çaresiz hisseder. Bu yaşantı içindeki bireyler korkulu ve umutsuzdur. Artık hiç bir şeyin iyi yönde değişmeyeceğini düşünür, giderek artan bir gerginlik hali ve anksiyete durumu ortaya çıkar. Bir duygusal çıkmaza girer, çözüm olanakları tıkanır ve kendisini engellenmiş hisseder.
Birey, içinde bulunduğu durumu: “ Kendimi karanlık bir tünelin içinde hissediyorum, hiçbir çıkış yolu göremiyorum.” diye tanımlar. Böylesi bir durumda, bireyin kriz yaşantısı içinde olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak kriz danışmanlığı bağlamında  terapötik müdahale zaman kaybedilmeden yapılmalıdır. 
Kriz kavramına, olumsuz anlamların yanı sıra olumlu anlamlar da yüklenmiştir. Krizlerin mutlaka büyük felaketlere dönüşmesi gerekmez. Kriz  durumları; kişinin kendini tanıması, değiştirmesi ve olgunlaşması yolunda dönüm noktalarıdır. Bir başka deyişle olumsuz, sarsıcı bir deneyimden kazanımlar sağlayarak bu durumu bir fırsata dönüştürmek olasıdır.

Sonuç :

İnsan organizması fiziksel strese sebep olan etkenler tarafından tehdit edildiğinde, dengesini tekrar kurmak için sorun çözme etkinliklerine başvuracaktır. Sorun çözme yöntemleri ile bu tehdit edici durumun, etkin kriz haline dönüşmeden üstesinden gelmek olanaklıdır. Kişinin kendi baş etme mekanizmaları ile sorunun algılanan güçlüğü arasında bir dengesizlik olduğunda kriz durumu gelişecektir. 
Kişi yoğun stres içeren bir olaya maruz kaldığında, durumu tehdit edici ya da denetlenemez olarak algılamıyorsa bu durum bir kriz olarak değerlendirilmemelidir. Krize yol açan olayların kişi için taşıdığı anlam çok önemlidir. Geçici ve kısa süreli duygusal kargaşa hali olan bir olayı kriz ile karıştırmamak gerekir. 
Kriz yaşantısının gelişimi ani, kısa süreli ve geçicidir. Ancak krizin etkileri bu zaman çerçevesini aşabilir ve hayat boyu da sürebilir. Bazıları için krizin geçici doğası yıllar alan bir süreklilik kazanabilir. Kriz yaşantısının zamana yayılması durumu; düşük kendilik değeri, sorun çözme yetersizliği ve yetersiz destek kaynakları olan bireylerde gözlenir. Bu kişilerin yaşadıkları krizler uzun vadeli ve süreğen olan travma sonrası stres yaşantısı olarak sürdürülebilir. Bu kişiler, belirli uyaranları tehdit edici algılama eğiliminde olup kriz açısından risk grubundadırlar. Tüm bu süreçler ve anlam karmaşaları karşısında, hayata dair çıkmazların krize dönüşmemesi ve mevcut krizlerin de patolojik bir hal almaması için profesyonel desteğin (psikolog, psikiyatr) zaman kaybedilmeden alınması önem arz etmektedir. 

Kaynakça ; 

Azizoğlu S, Hovardaoğlu S (1995) Krize Müdahale Merkezi’ne başvuran ve başvurmayan bireylerin yaşam olaylarının karşılaştırılması. Kriz Dergisi 3(1-2): 232-236.

Çaplan G (1964) Principles of Preventive Psychiatry. Basic Books, Tavistock, London.   
   
Palabıyıkoğlu R, Berksun OE, Güney S, Yazar H, Duran A (1995) Krize Müdahale Merkezi’ne başvuranların değerlendirilmesi: Demografik özellikler, sorun alanları, yaklaşım. Kriz Dergisi 3(1): 118-123.

Palabıyıkoğlu R (1992) Krize Müdahale Merkezi çalışmalarının bir yıllık değerlendirilmesi. Kriz Dergisi 1(1): 13-16.

Palabıyıkoğlu, R. (1996). Durumsal (Travmatik) Krizler. Kriz ve Krize Müdahale: Kurs Notları, (63-67). Ankara: A.Ü. Psikiyatrik Kriz Uygulama ve Araştırma Merkezi Yay.

Palabıyıkoğlu, R. (1999). Durumsal Krizler: Hastalığa bağlı olarak beliren krizler. Ü. Okyayuz (Ed) Sağlık Psikolojisi. Ankara, Türk Psikologlar Derneği, 19, 107-144. 

Palabıyıkoğlu, R. (2000). Gelişimsel yaşam krizleri. Kriz ve Krize Müdahale. Ankara: A.Ü. Psikiyatrik Kriz Uygulama ve Araştırma Merkezi Yay, 6, 67. 

Caplan, G. (1964). Principles of Preventive Psychiatry. New York. Basic Books, Inc.

Sayıl, I. (1992a). Olağanüstü Koşullarda Krize Müdahalenin Yeri ve Önemi. Kriz Dergisi, 7 (1), 4-7. 

Sayıl, I. (1992b). Psikososyal Krizler ve A. Ü. Krize Müdahale Merkezi, İş Dergisi, Şubat, 7-10.  

Sayıl, I. (2000). Kriz Kavramı, krize müdahale ve koruyucu ruh sağlığındaki yeri. Kriz ve Krize Müdahale. Ankara: A. Ü. Psikiyatrik Kriz Uygulama ve Araştırma Merkezi.