Bulunduğunuz andan geriye doğru gittiğinizde içsel ve dışsal tüm ilişkilerinizde belli bir sistemin olduğunu, bu sistemin farkına varmaksızın sizi belli bir hizada tuttuğunu göreceksiniz. Bu hizada mutsuz, yorgun, üzgün, kırgın da olsanız kendiliğinden işleyen çarklar gibi bir döngü sağlar. Hatta bazen ilk bakışta göremediğiniz işlevleri vardır.
Kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyden yola çıkarak attığınız adımlarda bir dinamiği sarstığınızı görmek değişimin kaçınılmaz etkisidir. Bu etki şimdiye kadar ilmek ilmek ördüğünüz, farkına dahi varmadığınız şekilde sizi değiştirmek istediğiniz şeyin ta kendisini oluşturanın ta kendisidir. Kendinizi başarısızlık duygusundan korumak adına hiçbir girişimde bulunmamak, sevilmediğinizle karşılaşmamak için sevmediğiniz birisiyle ilişkinizi sürdürmek, tek başınıza yapamayacağınızı düşündüğünüzden kendinizi diğerlerine bağımlı kalmaya yönlendirmek… ve daha niceleri. Üstelik belki bunu gönüllü istekli yaptığınızı dahi düşünüyor olabilirsiniz, böyle olmak zorunda olduğunu hissettiğinizden çok önceleri. Değişimin statükocusudur bu yanınız, yargılayan ses deriz kendisine. Olan olduğu gibi kalsın diyen tarafınız.
Size olacak olan olup da olduğunuz yerde duramayacak aşamaya gelene kadar kendine çoktan bir yer edinmiş, sizi de belli bir noktaya koymuş olur. Bulunduğunuz yerde yaşamaya başladıklarınızın çok öncesinde sizi ancak böyle güvende, sevilir, kabul edilir, özgür olduğunuza ikna ederek burayı sağlamlaştırmaya yönlendirmiştir bile. Bu içinde kaldığınız hapishanede güvende olduğunuza inanıp kapıların açılmaması için yığınak yapmaya, küçücük pencerenizi de kapatmaya benzer. Haydi çık oradan dendiğinde, ya da artık çıkmak istiyorum dediğinizde içerden değişimin karşısında korku ve umutsuzluk aşılayan statükocu konulurken dışardan da benzeri birçok ses duymaya başlayabilirsiniz.
Bu statükocu/yargılayıcı ses size olduğunuz konumun daha iyi olduğuna dair birçok kanıt da sunabilir. Ancak pusulanız içsel sesinizin ta kendisi olduğunda bir şeylerin iyi gelmediğini ve farklı bir yerin de mümkün olduğunu söyleyecektir. Bunu bazen nedensizmiş gibi görünen fiziksel bir ağrı ya da rahatsızlıkla, bazen mutsuzluk, kaygı gibi bir duyguyla bazen de hiç de sizden olmayan birisiyle karşılaşmaya dair hissettiklerinizle yapar. Bu sesi dinlemeye cesaret etmek kendinizi dengede olmak adına tek ayakta geçirdiğiniz bir hayatta kalmaktan kurtaran şeyin ta kendisi olacaktır. Bu yanınız o statükocu gibi düşünmeyen ve bunu değiştirmek isteyen bir yanınızdır belli ki. Size mutsuzum, öfkeliyim, canım yanıyor diyen yanınız… Onu dinlemek zor gelir elbet başlarda, ayrık otu gibidir çünkü.
Peki kim kazanır burada, yargılayan/statükocu ses mi, kendi iyiliği için neyin gerektiğini, neye ihtiyaç duyduğunu zaten bilen ve bunu anlatmaya çalışan yanınız mı? Siz kimi dinlemeye yönelecekseniz o aslında. Oy çokluğu ile oyunu sonlandıramazsınız burada. Kendinizi seçen yanınız tek oy sahibidir, içsel demokrasi ise ancak statüko sonlandığında sağlıkla gerçekleşir.
Kanser İçerikleri
Rahim Ağzı Kanseri
Yumurtalık Kanseri
Safra Yolları Kanseri
Rahim Kanseri
Rektum Kanseri
Tiroid Kanseri
Yemek Borusu (Özofagus) Kanseri
Testis Kanseri
Ağız Kanseri
Akciğer Kanseri
Cilt (Deri) Kanseri
Dil Kanseri
Gırtlak (Larinks) Kanseri
Göz Kanseri
Kanser Nedir? Kanser Belirtileri
Tükürük Bezi Kanseri
Karaciğer Kanseri
Kolon (Kalın Bağırsak) Kanseri
Lenf Kanseri
Lösemi
Meme Kanseri
Mesane Kanseri
Metastaz
Mide Kanseri
Multipl Miyelom
Pankreas Kanseri
Penis Kanseri
Prostat Kanseri