İşteBuDoktor İndir

Anne karnına düştüğümüz andan beri kendi hayatımızın içindeyiz fakat hayatımızın neresinde olduğumuz konusunda şüpheye düştüğümüz anlar olabilir. Yaşantımızın merkezinde var olmadığımızı fark ettiğimizde ki bu zor bir aşamadır, orada kimlerin ve nelerin olduğunu görmekle süreç başlar.
Hayatımızın içten dışa halkalardan oluştuğunu düşünürsek hangi halka içinde olduğumuz, kendimize ve yaşantımıza uzaklığımızı gösterir. Merkezden uzaklaştıkça fark edilen yabancılaşma, yaşamak istediğimiz hayatın dışında olduğumuz hissini verir. Kendi hayatımızın merkezinde bulunan kişilerin hayatımızdaki kararları, beklentilerimizi, gelecekle ilgili planlarımızı şekillendirdiğini görmek daha önce ortaya çıkmayan ama bilinçdışında yerini koruyan duyguları tanımamıza yardımcı olur. Öfke, mutsuzluk, hayal kırıklığı, yetersizlik, çaresizlik; anlık olarak ortaya çıkıp yeniden kaybolan bu duyguların, merkezdeki yerimiz değiştiğinde yoğunluğunun da değiştiğini görürüz. Özellikle ebeveynlerine ebeveyn olmak zorunda kalan, eşlerine ebeveynlik yapan, sağlıklı bir çocukluk geçiremeyen, yapmak istediklerini üzerine aldığı sorumlulukları çok fazla olduğu için gerçekleştiremeyen bireylerde bu farkındalık davranış değişimini sağlar. Hayatımın neresindeyim sorusu yerini hayatımın neresinde olmalıyım sorusuna bırakır. Ardından hayatımın tam merkezinde
olabilmek ve diğer halkalara çevremi sağlıklı olarak nasıl dağıtmalıyım şeklinde devam eder. Süreç düşüncelerden, davranışlara doğru eğilir. Farkında olmakla başlayan süreç duygularımıza, düşüncelerimize ve elbette davranışlarımıza dokunur. Birey içinde bulunduğu hayata dışarıdaki pencereden bakmakta zorlanır, fark etmek ve ardından gelen süreci yönetmek tek başına zor olabilir. Buna ihtiyaç duyduğumuza fark etmek bile kabuğumuzun çatlamaya hazır olduğunu gösterir, eksik olan tek şey ufak bir dokunuştur.