İşteBuDoktor İndir
Akciğer kanserinin risk faktörleri Akciğer kanseri için risk faktörleri yıllar içerisinde gözlemler sonucu ortaya konmuştur. Akciğer kanserine yakalanan kişilerde bu risk faktörlerinden birden fazlasına sahip olanlar yanında, kanserin nedeni ortaya konulamayan hastalar da olabilir. Birinci sırada herkesin bildiği gibi tütün gelmektedir. Ancak her tütün kullananda akciğer kanseri gelişmemesi veya hiç tütün kullanmayanlarda da akciğer kanseri görülmesi başka etmenlerin de kanser gelişimde etkili olabileceğini düşündürmüştür. Hava kirliliğine, radyasyona veya diğer toksik maddelere maruz kalma; genetik-ailesel yatkınlık, ileri yaş, önceden bazı tür akciğer hastalığının varlığı da dahil olmak üzere sağlık geçmişi başlıca risk faktörleridir.   Tütün dumanı: Dikkat edilirse sigara değil tütün kullanımı diyoruz. Çünkü nargile, puro ve pipo tütünü içmek de benzer risklere sahiptir. Yaklaşık %85 akciğer kanseri vakasından tütün kullanımı sorumludur. 1900’lü yıllardan önce akciğer kanseri oldukça nadir görülen bir durumdur. Birinci ve ikinci dünya savaşından sonra sigara kullanımı kat be kat artış göstermiştir. Hala tütün-kanser bağlantısına belki de tütün kartellerinin baskısı ve gazetelerin reklam gelirleri sebebiyle yeterince inanılmamıştır. 1950’li yıllardan itibaren bilimsel çevrelerde yapılan baskılar sonucu hükümetler ikna edilmiş, nihayetinde reklam yasakları, yaş sınırı, tazminatlar ve kısıtlamalarla tütün kullanımı sınırlandırılmıştır. Sigara sanayii yıllar boyu otomobil yarışlarıyla, kovboy filmleriyle hatta çizgi filmlerle (Red Kit'in ağzında sigara vardı ve Temel Reis pipo içerdi) insanlara tütün kullanımını gizli-açık olarak empoze etmiştir. Sigara içen birinin akciğer kanserine yakalanma riski, içmeyenlere göre 10 ila 30 kat daha fazladır. Pipo, puro ve çiğneme tütünü dahil olmak üzere her türlü tütün kullanımı aynı zamanda ağız, gırtlak, yemek borusu kanserlerine de neden olabilir. Günde içilen sigara sayısı ve içilen yıl sayısı arttıkça akciğer kanseri riski artar. Bir kişinin yaşam boyu maruziyeti, "paket-yılı" olarak veya günde içilen sigara paketi sayısının içilen yıl sayısıyla çarpılmasıyla ölçülür. Örneğin, 20 yıl boyunca günde bir paket sigara içen bir kişinin, 20 paket-yıl sigara maruziyeti olduğu söylenir. Sigarayı bırakmak, bir kişinin kaç yıldır sigara içtiğine bakılmaksızın akciğer kanseri riskini yıllar içerisinde azaltabilir. Sigara psikolojik ve fiziksel alışkanlık yapar ve bırakmak çok zordur. Profesyonel danışmanlık, nikotin yerine geçen ürünler ve ilaçlarla başarı şansı artırılabilir.  Pasif içicilik: Başkasının içtiği tütünün dumanına maruz kalmaya pasif içicilik denir. Hem yetişkinler hem de çocuklarda görülebilir. Pasif içicilerde akciğer kanseri, hiç içmeyen ve maruz kalmayanlara göre iki buçuk kat daha fazla görülmektedir. Ayrıca hem yetişkinlerde hem de çocuklarda kronik bronşit, sinüzit ve kulak enfeksiyonları gibi diğer akciğer sorunları için bir risk faktörüdür. Radon gazı: Evlerde ve işyerlerinde özellikle alt katlar ve bodrum katlarında daha yoğun bulunan radon, akciğer kanseri için önemli bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Radon, toprakta doğal olarak oluşan radyoaktif bir gazdır. Radon bazı bölgelerde topraktan evlere veya binalara sızar. Radonu göremez veya koklayamazsınız. Bu nedenle, radon olup olmadığını ölçmek için özel cihazlar kullanılır. Etkin havalandırma (cereyan yaptırma) bir nebzeye kadar faydalı olabilir. Radyasyon: Herhangi bir kaynaktan gelen radyasyon hücrelerde DNA kırılmasına ve böylelikle zamanla kişide kanser gelişimine yol açabilir. Radyasyon kaynakları evde, çevrede, meslek veya askeri kullanımlardan ve sağlık hizmetlerinden (hastalığı tedavi etmek için röntgen ve radyasyon tedavisinden) bulunabilir. Mesleki ve çevresel faktörler: İşyerinde veya çevrede bulunan maddeler bir kişinin akciğer kanseri geliştirme riskini artırabilir. Yemek pişirmek için odun veya kömür gibi "biyokütle" yakıtlarının kapalı alanlarda sık kullanımı, özellikle kadınlar için akciğer kanseri için bir risk faktörüdür. Endüstriyel faktörler, asbest, kadmiyum, arsenik, radyasyon ve bazı kimyasallarla çalışmayı içerir. Nikel, krom ve diğerleri gibi metallerden gelen tozlar ve dumanlar da akciğer kanseri riskini artırabilir. Yaş: Akciğer kanseri gelişme riski yaşla birlikte artar. Akciğer kanseri, 40 yaşın altındaki kişilerde mutad değildir. 40 yaşından sonra akciğer kanserine yakalanma riski her yıl yavaş yavaş artar. Aile ve genetik risk: Diğer bazı kanserlere (kolon, meme, yumurtalık vb) göre akciğer kanserinde ailesel yatkınlık fazla görülmez. Bazı ailelerde görülen yatkınlığın, çevresel faktörler ve alışkanlıklarla ilgili olabilmesi daha fazla mantıklı görülmektedir. Geçirilmiş hastalıklar, enfeksiyonlar: Akciğer kanseri, iyileşmiş tüberküloz yara izlerinde gelişebilmektedir.  Ek olarak, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) veya pulmoner fibrozisi olan kişilerde akciğer kanseri gelişme riski bir miktar artış göstermiştir. Akciğer hastalığı ve diğer kanserler: Başka bir kanser türü geçirmiş kişilerde akciğer kanseri görülme riski biraz artmıştır. Bu durum özellikle gırtlak kanseri, mesane kanseri gibi tütün kullanımına bağlı kanser geçirmiş veya meme bölgesine radyasyon tedavisi görmüş kişilerde görülür.